Çöle çeyrek kala

Cumhuriyet’in kuruluşundan, yani 1923’ten 2004’e kadar bin 186 maden ruhsatı verilmiş, 2004’ten günümüze kadar ise 386 bin.

Aslında yazı burada da bitse vereceği mesajı dibine kadar vermiş olacaktı ama gelin biraz daha derinlere inelim.

Bir de şu şekilde yazayım rakamları ki anlaşılmamış bir nokta kalmasın…

1923 – 2004 arası………1 186

2004 – 2023 arası…….360 000

Ve bu 360 bin ruhsatın şu anda sadece 7 bin 628’inde işletme izni var. Yani tamamı işletme ruhsatı aldığında bugünkinin 50 katı yıkım olacak. Ormanlarımız, zeytinliklerimiz, tarlalarımız değil evimiz de elimizden alınacak.

“Yok artık LeBron James” diyorsunuz değil mi, yanılıyorsunuz!

YATAĞINIZ DA MADEN ALANI!

Eğer Gümüşhane, Kütahya, Giresun,Uşak, Çanakkale, Balıkesir, Elazığ, Muğla, Eskişehir gibi toprak altı zenginlikleri yüksek şehirlerde oturuyorsanız muhtemelen ruhsatı çıkmış bir maden alanının üzerinde eviniz. Bu illerin yüzölçümlerinin yüzde 85 ila 95’i maden alanı olarak satıldı bile!

Hani seyrediyorsunuz ya sosyal medyada falan ağlayan, bağıran, elinde değneğiyle tarlasını, zeytinliğini savunan insanları; aynısının başınıza gelmemesi için hiçbir sebep yok.

Bir sabah hıyarın biri kapınızı çalacak ve, “Burası artık bizim maden, zorluk çıkarmadan terk edin” diyecek. Siz de, “…tir lan manyak, almayayım şimdi seni ayağımın altına sabah sabah” diyeceksiniz tabii normal olarak.

O hıyar az sonra yanında onlarca polis ya da jandarma ile evinize dalacak ve tekme tokat sizi kapının önüne koyduracak. Az önce karınızla sarılıp uyuduğunuz, öpüştüğünüz yatağınızın olduğu yerden de fizibilite çalışmalarına başlayacak.

KİM KİMİN KANKASIYDI!

Şimdi size başka bir ülkeden bahsedeceğim, Etiyopya

Mesleğim sayesinde neredeyse görmediğim diyar kalmadı. Rakım koşucusu Ahmet Arslan’ın antrenmanlarını yaptığı Etiyopya’dayım, Red Bull ekibi ve birkaç gazeteci Addis Ababa’ya indik. Uçakta zamanın Türk Hava Yolları Genel Müdürü Temel Kotil de var.

FETÖ’cüler karşıladı uçağı. O zamanlar AKP ile kankalar, gazetecilerin geleceğini haber alıp üşüşmüşler sakil takım elbiseleriyle havaalanına. Bizden yüz bulamayınca genel müdür ile idare ettiler; neyse uzatmayayım.

Galatasaray Lisesi’nden arkadaşım Gamze (Eyel) o yıllarda Addis Ababa’da yaşıyor. Ağır nezle hâliyle ev sahipliği yaptı kafilemize, sağolsun. Dev aslanlar parkına gittik, dev derken hem park hem aslanlar dev gibi. Çift kafes arkasından çişimi zor tuttum vallahi kükremesine. At kadar aslan mı olurmuş lan, hem de kömür karası yeleli!

HİÇLİĞE ÇIKAN MERDİVENLER

Sonra Etiyopya Ulusal Müzesi’ne götürdü bizi Gamze. İlk insanımsı 3.2 milyon yaşındaki Lucy’yle de bu müzede tanıştım.

Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz merdivenlerin bir adı “Mussolini Merdivenleri” diğeri “Hiçliğe Çıkan Merdivenler”.

Etiyopya Afrika’daki iki tam sömürgeleştirilememiş ülkeden biri, diğeri isminden de anlaşılacağı gibi Liberya.

Merdivenler 2.Dünya Savaşı sırasında Yunan’dan dayağı yiyip karizmayı toparlamak için ordusuz Etiyopya’yı işgal eden faşist İtalya Diktatörü Benito Mussolini’nin ülkeden kovulmasını simgeliyor.

İşgal altında kaldığı her sene için bir basamak yapılmış falan filan, detayların hepsi var Google’da; gevezeyim ya çok uzadı yazı.

ORMAN BİR ÜLKENİN KALBİDİR

Hiç resmi olarak sömürülmese de Etiyopya 100 yıl gibi kısa bir sürede tüm ormanlarını kaybetmiş.

Gözümle gördüm, çöl değil Etiyopya, resmen kurumuş. Kum değil, toprak her yer; küçücük rüzgarda göz gözü görmüyor.

Türkiye’nin 1.5 katı yüzölçüme sahip 1900’lerin başında yarısı ormanmış, şimdi sadece yüzde 4’ü! 

Tam olarak sömürgeleştirilememiş ama başındakiler maden demişler vermiş, orman demişler vermiş, kahve ağacı demişler vermiş, kereste demişler vermiş, inşaat demişler vermiş; vermiş de vermiş.

Sonunda iki günde bir bardak meyve suyu içene “Tok” denilen, ektiği domatesin başında yiyene kadar nöbet tutan, köylerinden geçen arabalardaki turistlere bebeklerini uzatıp, “Al götür yavrumu kurtar” diye yalvaran gözlerle bakan analardan ibaret bir halk kalmış geriye; ibret almak bu kadar mı zor, dolarınız batsın!!!

Visited 48 times, 1 visit(s) today