Klişe ve seksist bir laf gibi görünür ama değildir.
Bir işin veya davranışın düzgün, kuralına uygun, yakışık alacak şekilde ve hakkını vererek yapıldığını ya da yapılmaya çalışıldığını ifade eder.
Mesala 2002 Dünya Kupası yarı finalinde Brezilya’ya elendik ama adam gibi elendik. Bu sene hadi Avustralya kazaydı, adamlar basket ve rugby takımlarının devleriyle gelmişler falan filan.
Ama ya Paraguay…
Onlar da II. Dünya Savaşı sonunda ülkelerine para karşılığı sığınan Nazi güçleriyle mi çıktılar karşımıza, yooo.
Türkiye, Paraguay, Avustralya ve Amerika Birleşik Devletleri’nden oluşan grubumuzda takım değerimiz ilk iki maçta yenildiğimiz iki takımın toplamının iki katı; gol atamadık gol. ABD’nin değeri bize yakın ve bizi yenen iki takımı güle oynaya harcadı. Son maçımızda isteksizliğimizle beraber bir felaket bizi bekliyor olabilir. Meraklısı için araştırdım. 1982’de Macaristan, El Salvador’u 10-1 mağlup etmiş; rekor onlarda.
Küçük de bir dip not vereyim, grubumuzdaki iki takım futbola futbol demiyor, soccer diyor ve popüler spor olmaktan çok uzak.
KEREM REZİLLİĞİ
Spor tabii ki skordan ibaret değil, milyon yan ürünü var.
Mesela iki maçta da gereksiz ve çok uzun süre oyunda kalan Kerem Aktürkoğlu’nun Paraguay maçında oyundan çıkarken tribündeki taraftar ona ne diye bağırırsa bağırsın, dönüp si..ir çekmesi futbol adına belki de turnuvanın en iğrenç görüntüsüydü. Bu tipin ne kendine ne de oynadığı takıma yararı var. Galatasaray birlikteliği bir süre bu problemli çocuğa kalkan oldu ama o dönemde bile yaptığı tuhaf hareketlerle Giresunspor maçı oynanırken Marcao’nun sabrını tüketmişti. Brezilyalı futbolcu sahalarda çok nadir görülen bir şekilde takım arkadaşı Kerem’i sahanın ortasında tekme tokat dövmüş ve kırmızı kart alarak oyundan atılmıştı.
Taraftara ettiği küfür sonrasında bu tipin Milli Takım’ın değil kadrosuna, maçlarında tribüne bile alınmaması gerektiğini düşünüyorum.
ALMANLAR’I KISKANDIM
Dedik ya milyon haber çıkar Kupa’dan. Dün oynanan Almanya-Fildişi Sahili maçı da güzel bir hikayeye vesile oldu. Kupa’nın gördüğü rağbet nedeniyle her şeyin fiyatı artmış Amerika Birleşik Devletleri’nde. Uçak, tren, maç bileti vs. ateş pahası. Alman seyircilerin bir bölümü de fahiş yol fiyatlarından şikayet edip New Jersey’deki maça New York’tan gelemeyip anca televizyondan izleyebileceklerini açıklamışlar. Durum futbolcuların kulağına gelince, New York’ta kalan yaklaşık 600 Alman taraftarın masrafını topladıkları parayla futbolcular çekmiş.
Bizimkiler de kendilerini eleştiren basın ve taraftara balkonda sigara içerek fırça ve saha içinde de içten bir si..ir çektiler.
Anladınız herhalde; ne yazık ki saç, bıyık, kaş, kas göstererek adam olunmuyor çocuklar.
Artık sadece çocuksunuz, ne yazık ki Bizim Çocukları kalplerimizden attık. Yenildiğiniz, elendiğiniz için falan değil, adam gibi yenilmeyi beceremediğiniz için.
PERŞEMBENİN GELİŞİ
Sakillik sadece sahada yaşanmadı, Amerika Birleşik Devletleri’ne gidişimiz de ayrı bir komediydi.
Bir tanıtım filmi hazırlanmış, ilk Türkiye Futbol Federasyonu’nun internet sitesinde gördük. Büyük ihtimal İskeletor Başkan’ın bilgisi dahilinde yapılmıştır. İçinde futbol ve futbolcudan başka her şey var. İHA var, SİHA var, F16 var, savaş gemileri, füzeler falan envai çeşit mühimmat var.
AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan’ın çeşit çeşit pozu var, top oynuyor, tribünde, kürsüde, yürüyor, koşar gibi yapıyor; ne ararsan var; sanırsın takımın hocası, olmadı santrforu. Sorsan bu kadar görünmeyi belki kendi bile istemez ama kraldan çok kralcılıkta da sınır yok.
İşte ben tüm bunların toplamından üzgünüm. Yoksa sporda yenilmek de var elenmek de; ama makbulü adam gibi olanı.
Eminim ki siz hâlâ İskeletor Başkan’ın vaat ettiği Bodrum’daki villaların hayalini kuruyorsunuzdur. Şaşmaz, istisnalar hariç futbolcunun dini imanı paradır.
BİLMİYORUM KEMAL
Adam gibi lafı açılınca hemen aklıma geldi hiçbir şeyi adam gibi yapamayan, evlat olsa sevilmez Kemal Kılıçdaroğlu.
Sözcü televizyonu kendisine altın tepside ihtiyacı olan aklanma imkanını tanıdı. Yine tüm beceriksizliği, tüm liyakatsizliğiyle fırsatı eline yüzüne bulaştırdı.
Sorulan tüm kritik sorulara “Bilmiyorum, okumadım, hukukçular baksın, öyle olması gerek” diye kaçamak cevaplar verdi.
Yayından önce CHP’lilerin yüzde 1’inin desteğine sahip olduğu söyleniyordu, o da uçtu gitti.
Bence röportajı yapan gazetecilerin tüm yumuşak tavırları karşısında bile dağıldı. Biçareliği gözüne de sözüne de yansıdı, kimse silkelemedi ama o yine de silkelendi.
Gerisini tarihe bırakalım, halkın “Hain” yakıştırması birkaç 5 yıl içinde iltifat gibi kalacaktır mutlak gariban için.