Browsing Category Uncategorized

Hain TFF

Türkiye Futbol Federasyonu bu ülke futbolunun 250 gram olan ağırlığını bile kaldırabilecek kapasitesi olmayan insanlar tarafından yönetiliyor.

Çok mu ağır oldu!

Yok canıııım, hafif bile oldu. Hepimiz biliyoruz ki sorun sadece kapasitede değil.

– Federasyonu göreve kim getirdi? 

– AKP. 

Getirdiği adamlar yerine başka adamlar getirseydi bir şey değişecek miydi. Bir öncekiler, ondan öncekiler, daha da öncekiler bunlardan farklı mıydı?

Bilgin Ağabey’in (Gökberk), “TFF’yi yönetenler ile THY’yi yönetenler yer değiştirseler iki kurumun da işleyişinde hiçbir şey değişmez” diye yazmaktan kaleminde mürekkep kalmadı.

Sonuna kadar doğru. Hatta Genel Kurmay Başkanı ile Kızılay Başkanı, TCDD Genel Müdürü ile Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan rektör de yer değiştirse hiçbir şey değişmez.

Çünkü bu saydıklarımız ve geri kalan tüm kurumları tek bir ağız yönetiyor; Aksaray!

Eskiden “AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan yönetiyor” derdim ama artık onun da yönettiğini sanmıyorum.

Bence sağlık sorunları nedeniyle liyakatı Diyojen’in feneriyle aradığı insanı bulabilmesinden daha imkansız olan bir ekip tarafından yönetiliyor.

Bundan seneler önce Siirt’te AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanlarını görmüştüm. Görmez olaydım; bıraksan Siirt’ten değil Ankara, Batman’a kadar bile gidemeyecek görüntüleri vardı.

Neyse sorunun kaynağını anladık, gelelim TFF’ye.

AKSARAY, AKSARAY, AKSARAY! 

Öyle ya da böyle TFF’yi yönetmek devamlı kapasitesi artırılan ve siyanürle oynanan altın madenini yönetmekten daha kolaydır diye düşünüyorum.

Yayın ihaleleri, sponsorlar hangi ülkenin takımıyla özel maç yapacağı, forma rengi-şekli falan zaten merkezden ayarlanıyor. Hatta bazı durumlarda hakemler bile algoritmaya bırakılmıyor. Gözlemcinin ne görüp ne görmeyeceği bile önceden belli.

Senin sadece maçları yerinde ve zamanında sağlıklı oynanmasını sağlaman yeterli.

İşte zurnanın zırt dediği yer de burası. Ondan bile acizsin.

Dün akşam Rize’de felaketten dönüldü.

Bu akşam hepimiz puan için değil, Barış Alper’in, Mertens’in, Muslera’nın, Torreira’nın; daha doğrusu sahaya çıkan 22 futbolcunun tek parça maçı bitirebilmeleri için totem yapacağız.

Bir AKP lafından esinlenerek; zemin zehirliyse oynanan futbol da zehirlidir! O zeminlerde futbol oynatmak cinayettir hatta hainliktir.

Geldiğinden bu yana hiçbir işe yaramayan Mehmet Büyükekşi, bari şu zemin işine çare bul!

De ki mesela, “Eyyy kulüpler, zemininiz kötüyse maçınızı başka şehirde oynatırım haaa!”

Olmadı, “Oynatmam, hükmen mağlup sayarım” de.

Bak bakalın dün akşamki gibi sulu zemin kalıyor mu? Hakemin de çok kurnaz, maç öncesi kontrolde topu zıplayacak yerlere bırakıyor başı belaya girmesin diye.

Ya da belki aldığı talimat doğrultusunda.

O zeminde en aşağı 5-6 bölge vardı topun zıplamayıp maçın tehir edilmesine yol açacak ama hakemin el çabukluğuyla sorunu siliverdi gözlerimizin önünden.

“Bunları yaparsam siyasiler parça pinçik ederler beni” diyorsundur içinden, deme akıllı ol. Git Aksaray’dan icazet al kurtul.

Orada ikamet edenin futbolu senden daha iyi bildiğinden adım gibi eminim.

Maçoğlu ve Zan

Biri Kadıköy diğeri Hatay’ı yönetmeye talip. Biri Türkiye İşçi Partisi‘nden (TİP), diğeri Türkiye Komünist Partisi‘nden aday.

Fatih Mehmet Maçoğlu, Tunceli’yi yönetti 5 sene ve şikayetçi olan tek Tuncelili yok. Borç içinde devraldı şehri, kasa ful teslim ediyor. Çalışanlar ülkenin en fazla maaş alan belediye personeli. Çiftçiyi örgütledi şehrin ürettikleri İstanbul’da bile satılıyor. Tunceli’de 2022’de halk ayaklandı; su ve toplu taşıma ücretlerine zam istedi. Türkiye’nin en ucuz suyu Tunceliler’in musluklarından akıyor. Şehir içi ulaşım belediye otobüslerinde 2.5 lira.

Daha bir kilometre yazarız Maçoğlu Başkan’ın yaptıklarını.

Eski futbolcu Gökhan Zan ise siyaset sahnesinde henüz kuzu. Ancak televizyona çıkıp ya da meydanlarda konuşan 40 yıllık politikacılardan daha akılcı ve net konuşuyor. Ben aslında spor yazarıydım ama baktım ki siyaset, ekonomi yazanlarının büyük bölümü donlarının içine saklanmışlar, açığı kapatayım diye daldım bu konulara. Güzel günler gelirse yeşil alanlara, parkeye, mindere geri döneceğim. Bu sebeple Gökhan Zan’ı iyi tanırım, ailesinin tamamına nasıl baktığını, Beşiktaş’tan neden gönderildiğini falan çok iyi bilirim. Tüm zamanların en kalın yüz derili kulüp yöneticisi Yıldırım Demirören’in ilk başkanlık icraatı olmuştu Gökhan Zan.

GELELİM SADEDE

CHP Genel Başkanı ve aynı zamanda Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyadesiyle aratan Özgür Özel İstanbul’a bula bula fanatik bir Fenerbahçeli aday bulmuş. Bana göre tuttuğu takım çok önemli değil ama Galatasaray ve Trabzonspor’u aşağılayan twitleri yenilir yutulur değil.

Jet hızıyla silmeye çalışmış ama Kadıköy halkı uyanıktır, başkan adayından önce sabitleyivermişler tarihe.

Neticede CHP Genel Başkanı ve aynı zamanda Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyadesiyle aratan Özgür Özel’in önünde solun sevgili çocuğu olabilmek için büyük bir şans var. Tek cümlede işi bitirebilir.

– Kadıköy ve Hatay’daki adaylarımızı geri çektik, bu bölgelerde TKP ve TİP’in adaylarını destekliyoruz.

İstanbul’a bulunan aday Ali Koç’u bile heyecanlandırmamıştır. Hatay’daki CHP adayına ise yaşıyorsa annesinin bile oy vereceğini düşünmüyorum.

Ne Kadıköy ne de Hatay çantada keklik değil Sayın CHP ileri gelenleri!

İSTANBUL DAYI-TEYZE ÜNİVERSİTESİ

Bu arada çılgın Türkiye gündemi durmuyor!

İstanbul Üniversitesi halka açılınca derslere dalan dayılar, teyzeler olmuş (Fotoğraflı), dersi anlatan hocalara falan karışıyorlarmış.

Düşünsenize İstanbul Üniversitesi’nin kuruluş yılı itibarıyla torunu yaşındaki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün sınıflarında Amerikalı dayılar teyzeler dolaşıyor.

Daha ötesi umarım yakında, “Sınıfta sevgilisinin yanında oturan çocuğu bıçakladı” konulu haberler okumayız.

Tam, “Bu ülke çok rezalet gördü ama böylesini görmedi” diye yazacaktım ama acı haber doğudan geldi.

Erzincan İliç’teki Anagold Altın Madeni’nde korkunç bir felaket gerçekleşti! Milyonlarca ton siyanürlü toprak kayarak çevreye yayıldı. Enkaz altında 9 işçimiz var, umudumuz da.

Ancak olayın boyutları çok daha büyük. 20 ton siyanürden bahsediliyor. Bir gramı bile on insanı öldürecek kadar zehirli bir madde. Bakanlık panikle inandırıcı bir açıklama yapıp, “Fırat’a karışmadı, vallahi de karışmadı, billahi de karışmadı” dedi. Birkaç gün içinde anlarız karışıp karışmadığını. Ancak bölgenin yeraltı sularına karıştığından en ufak bir kuşkumuz yok. Nesillerimiz çok acı şekilde anlayacak karıştığını!

386 BİN BOMBA DAHA VAR! 

Ayrıca bu şekilde pimi çekilip faaliyet gösteren ya da göstermek üzere olan 386 bin tane daha maden var, evet 386 000 tane daha!

Ek bilgi isterseniz; bu madene “Zehirleyecek çevreyi” diye karşı çıkıldığında AKP’li Binali Yıldırım cevabı yapıştırmıştı, “Bizi engellemeye çalışıyorlar” diye.

Bir de bakan olduğu tarihlerde İstanbul’un AKP belediye başkan adayı, özünde iyi bir insan olabilir ama limon gibi sıkılan Murat Kurum bu tesisin hem kapasitesinin 3 kat artmasına izin vermiş hem de “Asla toprak kayması olmaz” diyen ÇED raporunu onaylamış.

Bu hikayeyle özünde iyi bir insan olabilir ama limon gibi sıkılan Murat Kurum’un seçilme şansı tavan yaptı bana göre.

AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan 2023’te tekrar seçilmişti. Oysa ki seçimden kısa süre önce yüzbinlerce kişinin hayatını kaybettiği bir deprem olmuştu. Depremde en çok çürük yapı can alıyor. Çürük yapıların da tek sebebi imar affı. Son dokuzunda imzası var geçen senenin galibinin!

Bilmem anlatabildim mi seçmenimizin seçim tarzını!

Seçim mi geçim mi!

Çok klasik oldu ama başlık tam da günümüzü yansıtıyor.

Pazara gidiyorsun pahalılık, market kasasında pahalılık, market çalışanı pahalılıktan şikayet ediyor, patronu da. Lise arkadaşlarınla buluşuyorsun pahalılık, asker arkadaşlarınla buluşuyorsun pahalılık, parkta iki genç görüyorsun pahalılık, varlıklı tanıdıklara rastlıyorsun yolda, yine pahalılık.

Ülkenin ana sorunu ekonomi, baş sorumlu da ekonomist olduğunu sıklıkla tekrarlayan AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan.

O laf artık, “Erdoğan sebep, enflasyon sonuç.”

O gün celallenip faizlerle oynamaya başlamasaydı şimdiki hâlimizin birkaç katı daha iyi bir yerde olacağımızdan kendi kitlesi bile emin.

Bir şekilde işler idare ederken salağa yatıp, “Bayrak, din, cebindeki telefon, yol yaptığhııı, Ay’a seyahat” falan diyen kitle şimdi başka hedefe kitlenmiş durumda. Bu aralar AKP’lilerin yoğun bulunduğu bölgelerde fazla vakit geçiriyorum. Bir kısım diğer İslami siyasetçi partilere kaymış görünüyor. Büyük bir kısım sandığa küsmüş, başka bir büyük kısım ise ne yapacağını bilemiyor. Ancak gerçek şu; kıçtaki sivilcede kıl olmak isteyenlerin sayısında oldukça büyük bir düşüş var.

İSTANBUL VE HATAY

Biraz erken ama yerel seçimler için de birkaç cümle kurmak istiyorum. Hep geçim hep geçim daraldık artık, biraz da seçim konuşalım.

Malum yerel seçim var önümüzde, 1.5 ay kaldı.

İki önemli nokta var; İstanbul ve Hatay. “İstanbul’u alan Türkiye’yi alır” demişti AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan. Geçen yerel seçimde İstanbul’u bir seçimde iki kere alamamasına rağmen 2023’teki seçimlerde Türkiye’yi almıştı. Pozitif olarak olsa bile yine yanılmış!

MHP zamanını doldurmuş lideri yüzünden yine kendi ülküsünün değil, başkalarınınkinin peşinden koşacak.

İYİ Parti’nin birkaç istisna haricinde sıfır çekeceğine herkes kesin gözüyle bakıyor.

YRP, babasının ekmeğini yemeye devam eden Fatih Erbakan, İstanbul’u koz ası olarak kullanıp AKP’yi soyup soğana çevirmeye çalışıyor.

DEM ise mahallenin güzel kızı olduğunu sanıp tüm yakışıklılara göz süzüyor.

Bu şartlar altında İstanbul’da AKP’yi istemeyip de kendi adayını Ekrem İmamoğlu karşısında seçime sokan tüm partiler Murat Kurum’un olmayan ekmeğine yağ sürerler.

2 kere 2 nasıl 4 ediyorsa kadar net!

GELELİM HATAY’A

TİP, Gökhan Zan’ı Hatay’da aday göstermiş. AKP’nin Hatay’da yerel yönetimi ele geçirmesini istemeyen kim varsa bu çocuğun etrafında birleşmeli.

Güzel bir futbol kariyerini sonlandıran Gökhan Zan 6 Şubat felaketinin simgesi oldu. 50 kuruşu olan şehirden tüyerken o hâlâ orada, depremzedelerin yaralarını sarmaya çalışıyor.

O koltuğa aday olanların tamamından daha gerçekçi, daha akılcı konuşuyor. Sahte gülüşlü siyasetçiler gibi tutamayacağı, “Emekliye benden her ay 2 bin 500 lira” sözleri savurmuyor.

Neticede Hatay’ı Gökhan Zan’dan daha iyi savunabilecek bir aday daha yok, öz Hataylı. Yokluğu da varlığı da biliyor. Çocukluğunun nasıl bir yoklukla geçtiğini, kazandığı ilk 20 lirayla eve tavuk aldığını göğsünü gere gere anlatacak kadar da kendisiyle barışık, güveni yerinde.

Ben her köşe başında küfür yiyen eski AKP’li, CHP’nin mevcut belediye başkanı ve adayı Lütfü Savaş’ın yerinde olsam kovulmayı beklemeden Gökhan Zan lehine çekildiğimi açıklardım.

Fenerbahçe tarih yazdı!

Dün akşam Corendon Alanyaspor Fenerbahçe’nin misafiri oldu. Maç 2-2 sona erdi.

Fenerbahçe şampiyonluk yarışında çok büyük bir kayıp yaşadı. Maç içinde verilen penaltı, verilmeyen kırmızı kartlar tartışıldı. Devre arasında soyunma odasına giden Alanyaspor kafilesi üzerinde sarı lacivertli tişörtler olan kimliği belirsiz (!) kişilerce tartaklandı.

Maç boyunca iyi bir performans gösteren Alanyaspor kalecisi Ertuğrul kolay gol yemediği için Fenerbahçe’yi desteklemeye gelen 45 bin kişi tarafından ağır küfürlere maruz kaldı.

Maçtan sonra Galatasaray Kulübü hakemin yanlı yönetim yaptığını dile getirerek resmi sitesinden sitemde bulundu. Fenerbahçe vakit geçirmeden aynı yolla cevabı veriverdi.

Spor programlarında Fenerbahçe’ye gönül vermiş spor yazarları Fenerbahçe’nin Alanyaspor karşısında kollanmadığını türlü taklalar atarak savundular. Tarafsız spor yazarları hakemin korkakça maç yönettiğini anlattılar.

Federasyon, Merkez Hakem Kurulu, emekliliği gelmiş Ali Koç, Fenerbahçe, Galatasaray, İsmail Kartal, Okan Buruk, Dzeko, Tadiç, maçta oynamayan Serdar Aziz hatta evinde uyuyan İcardi bile konuşuldu.

Bir pozisyon hariç her şey normal seviyesizliğinde gidiyordu.

KİMİN ELİ KİMİN CEZA SAHASINDA! 

Maçın sonlarına doğru oyuna giren Batshuayi, rakip ceza alanında topla buluştu. Önünde tek bir rakibi vardı, geçse kaleciyle karşı karşıya kalacak ve takımına muhtemelen 3 puanı kazandıracak golü atıverecekti.

Ancak defansın müdahalesi yerindeydi. Top defans oyuncusundan döndü ve eli kolu açık olan Batshuayi’nin dirseğine çarptı, oradan da Alanyasporlu bir futbolcuya çarptı.

Neticede Alanyaspor defansı da topu uzaklaştırdı.

Buraya kadar da her şey normal.

Hakem el atışını vermedi. Ancak eli topa çarpan Alanyasporlu futbolcu olsaydı çok büyük bir ihtimalle bir penaltı daha kazanacaktı Sarı Lacivertliler.

İşte o andan sonra maçı yerinde takip eden Fenerbahçe seyircisi bir ilke imza attı.

Batshuayi’nin eline çarpan topa penaltı istedi. Hem de dakikalarca.

Son zamanlarda, bu maç da dahil olmak üzere Fenerbahçe lehine o kadar kolay penaltı veriliyor ki bildiklerini de unuttu Sarı Lacivertli taraftarlar.

Sanıyorlar ki Fenerbahçe hücum ederken rakip ceza sahasında top kimin eline değerse değsin Fenerbahçe penaltı kazanacak!

Pek yakında Fenerbahçeli taraftarlar rakip kalecilerin de kendi ceza sahalarında topa elle müdahale etmemesini isterlerse kimse şaşırmasın😊

Ya benimsin ya boşluğun!

Uzaya çıkan ilk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Alper Gezeravcı. Ülkenin bir bölümü gurur duyuyor, aklı başında bölümü ise bu projeyi gereksiz ve lüks bir seçim yatırımı olarak görüyor. Umarım edilen beddualar Alper Gezeravcı’yı atlar da hedefine ulaşır.

MHP Genel Başkanı ve küçük ortak Devlet Bahçeli uzay gezginimize son 6 -7 yılın kendince en akla yakın icraatını gerçekleştirerek Gökadam ismini verdi, düşündüm de fena değil; çizgi romanı çıkarsa tutar.

Gazete ressamı Ali Recan‘ın göklerde maceradan maceraya koşan Tay Yayınları vasıtasıyla hayat bulan hayali kahramanı Yüzbaşı Volkan’dan sonra Albay Gökadam. Artık demode olmuş Flash Gordon‘u siler geçer sanal alemde!

Günün birinde bir 55 milyon dolar daha biriktirip bir de kadın gönderebilirsek ona da Gökhatun diyelim.

Tutarsa dizi de yaparız; bir milyon isim geliyor aklıma, “Gökler Vadisi”, ” Kınalı Gökhatun”, “Yerçekimsiz Aşk”, “Bir yudum oksijen”, “Oksijenin olayım”, “Karbonmonoksitin olurum”, “Bacakları tamamen havada”, “Ya benimsim ya boşluğun” vs.

Biran önce AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan’ın bir 55 milyon dolar daha bulması şart!

Bu konuya döneceğiz.

GÖKADAM’I TANIYALIM

Silifkeli bir Yörük, 1979 doğumlu. İstanbul Hava Harp Okulu’nda Elektronik Mühendisliği alanında lisans eğitimini tamamlamış, F16 pilotu.

Şimdi sıkı durun, 2012’de Balyoz ve Ergenekon kumpası öncesinde ordudan ihraç edilmiş. Kuleden bakarsan bir FETÖ kurbanı. Ancak kumpastan önce ihraç edildiği için yargılanmamış falan! Karışık bir durum. 2020’de affedilerek orduya geri dönmüş.

Sonra birçok adayla beraber uzay programına katılmış ve en iyisi olduğu için seçilmiş.

Ki bu adayları da tanımak isteriz ancak en ufak bir iz yok. Belki de gizlilik sözleşmeleri vardır diyerek merakımı Polyanna kıvamında uzay jargonuna uygun sönümlendiriyorum.

YANINDA UZAYA GÖTÜRDÜĞÜ 5 ŞEY

Gökadam uçuşa geçmeden önce, “Yörük kültürüne ilişkin hazırlanmış bazı sembolleri, küçük yeğenimin ve ailemin fotoğraflarını, ilk görev yaptığım hava kuvvetlerimdeki filomun peçini ve bizi uzaya taşıyan Türk bayrağımızı götürüyorum” demiş. Bir de uzayda gerçekleştireceği “Extremophyte” adlı deneyde kullanılmak üzere Tuz Gölü’nde endemik olarak yetişen “Schrenkiella Parvula” bitkisini de yanına almış.

Ortada dolaşan uzayda namaz fotoğrafı sahte. Daha önce uzaya çıkıp namaz kılan Malezyalı astronot Dr. Şeyh Muzaffer Şüküri’nin fotoğrafından yararlanan komiğin teki fotoşop yapmış.

Uzaya çıktığı garanti; “Yerçekimsiz ortamda mikrofon aşağı Gökadam yukarı gidiyor, su şişesinin ağzı açıkken neden sular modüle yayılmıyor” diye kaş çatanlar da İlber Ortaylı’nın tabiriyle zır cahilin önde gidenleri. Gökadam mikrofonu aşağı iterek uçuşa geçiyor. Pratikte o mikrofon bir yere çarpıp eylemini sonlandırmazsa veya bir cismin çekim alanına kapılmazsa uzay boşluğunda sonsuza kadar o hızda yol alır. İlla her şey yukarı kalkmaz, uzayda yukarı yok zaten!

Suyun şişede kalması ise tamamen statik bir durum, pencerenin camında duran su damlası hesabı.

Bu arada geçen yılın paket turuna göz koymuşuz ama daha fazla parayı basan iki Arap şeyhi çıkmış uzaya Gökadam‘ın yerine. Tarih ilginç, 21 Mayıs 2023’e planlanmış Gökadam‘ın ilk tatili, Cumhurbaşkanlığı seçiminden 3 gün önceye. Bazen beynim yetmiyor bunca şeytani düşüncelere. O seçim olmadı bu seçim olsun!

55 milyon doları öğretmenlere dağıtsan daha şık bir seçim yatırımı olurdu, 4’er kilo kıyma alırlardı!

Yaaaa, o kadar büyük para bu tatil için harcanan!

AKLIMA TAKILANLAR

Ben mesela Gökadam’ın “Katıların sıvıların içinde uzay ortamında parçalanmaları” deneyini yapacağına bir çay demlemesini tercih ederdim. Çay kıvamında demlenir de kesme şeker içinde erirse zaten yapacağı deney de başarılı bir sonuç almış olacaktı.

Mangal yapmasını 80 milyon Türk ve 20 milyon işgalci dört gözle bekliyoruz.

Modüle baca çıkarsan seni de emer mi, yerçekimsiz ortamda mangalı yakarken yelleme etkisi, tavuk kanatlarını mangalın üzerine sabitlemenin kinetik yolları; ortak merak konumuz.

Ayrıca rakıya su ekleyince beyazlıyor mu, kafa kıyakken uzay yürüyüşü daha mı kolay, başlık varken “Öpüjeeem” ritüelinde yine de tükürük alış verişi oluyor mu, yerçekiminde sarhoşa mukayyet olmak o kadar zorken yerçekimsiz ortamda tüm yönlere kayabilen sarhoşun modülün penceresini, “Hava alacam uleyyyn” diye açamamasını nasıl sağlarız.

En önemlisi zarlar durmayacağına, tavlaya düşmeyeceğine göre nasıl tavla oynayabiliriz, tavladaki mars hâlâ mars olarak mı geçiyor, yoksa Neptün mü oldu.

Daha başka şeyler de geliyor aklıma ama midenizi bulandırmamak adına dillendirmiyorum, siz tahayyül edin.

6 MİLYON DOLARLIK ADAM

Yazının sonuna bir liste ekledim, AKP’nin sattığı kamu malları denilebilir, Ata yadigarları denilebilir, 80 yılda tırnaklarımızla edindiğimiz milli servet denilebilir. Siz istediğinizi seçin ya da kendi denilebilirinizi yaratın!

Alfabetik listenin ilk sırasında Adapazarı Şeker Fabrikası var ya. Gökadam‘ın uzayda kaka yapma aparatı fiyatına satılmış. 182 milyon liraya, yani 6 milyon dolara (Sakın kur farkıyla gelmeyin, ben yönetmedim o kadar sene ülkeyi. Adam gibi yönetselerdi de fark olmasaydı. Hesaba katsan bile yine yetmiyor Gökadam’ın tatiline).

Çocukluğumun dizisi “6 milyon dolarlık adam”. Biyonikti birçok uzvu. Deli para harcayıp daha hızlı, daha yukarı, daha güçlü insan (Citius, Altius, Fortius) yaratılmıştı; Steve Austin.

Hollywood bizi kıskanıyordur. Hayalleri 6 milyon dolar harcayarak biyonik adam yapmak bizimkinin gerçeği 55 milyon dolara uzay turisti gezdirmek.

“Ama deney yapacahhh” diyenlerin hayallerini de ben yıkacağım. Gökadam‘ın yapacağı deneyler de ücretin içinde, all exculisive yeni AKP zenginlerinin anlayacağı dilde. Cin Ali’yi bile göndersek aynı deneyleri yapacaktı.

Dönelim şeker fabrikasına. 6 milyon dolara satıldı dedik ya, kim satmış bilin bakalım?

Önce hükümet Bank Asya’ya devretmiş onlar da 6 milyon dolara okutuvermişler 2012’de Ülker’e. Yanılmadınız, bildiğiniz FETÖ aracı olmuş Adapazarı Şeker Fabrikası’nın Gökadam‘ın bok poşeti fiyatındaki satışına.

O zamanlar kankaydılar, “Bitsin artık bu hasret” modundaydılar! Beraber yürüyorlardı yağan yağmurda. Sonra baktılar ki tek şemsiye var, paylaşırken bozuştular.

Yeni maceralarda buluşmak üzere sevgili Tay Yayınları ruhunu kaybetmemiş okurlar.

MERAKLISINA!

İşte AKP iktidarında blok olarak veya hisse satışıyla pay devri yapılan varlıklar ve şirketler:

Adapazarı Şeker Fabrikası A.Ş.

ADÜAŞ – Ataköy Hidroelektrik Santrali

ADÜAŞ – Beyköy Hidroelektrik Santrali

ADÜAŞ – Çıldır Hidroelektrik Santrali

ADÜAŞ – Denizli Jeotermal Santrali

ADÜAŞ – Engil Gaz Türbinleri Santrali

ADÜAŞ – İkizdere Hidroelektrik Santrali

ADÜAŞ – Kuzgun Hidroelektrik Santrali

ADÜAŞ – Mercan Hidroelektrik Santrali

ADÜAŞ – Tercan Hidroelektrik Santrali

Afyon Çimento Sanayii T.A.Ş.

Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş.

Akdeniz Elektrik Perakende Satış A.Ş.

Alkollü İçkiler Pazarlama ve Dağıtım A.Ş.

Alkollü İçkiler Sanayii ve Ticaret A.Ş.

Amasya Şeker Fabrikası A.Ş.

Aras Elektrik Dağıtım A.Ş.

Aras Elektrik Perakende Satış A.Ş.

Arçelik A.Ş.

ASBAŞ Antalya Serbest Bölge İşleticisi A.Ş.

ASELSAN Askeri Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş.

ASELSAN Askeri Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş.

Ataköy Marina ve Yat İşletmeleri A.Ş.

Ataköy Otelcilik A.Ş.

Ataköy Turizm Tesisleri ve Ticaret A.Ş.

Baha Esat Tekand Kütahya Şeker Fabrikası A.Ş.

Başak Emeklilik A.Ş.

Başak Sigorta A.Ş.

Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş.

Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş.

Batı Söke Çimento Sanayi T.A.Ş.

Bayındırlık Bakanlığı – Erciyes Sosyal Tesisleri

Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.

Boğaziçi Elektrik Perakende Satış A.Ş.

Borusan Mannesmann Boru Sanayi ve Ticaret A.Ş.

BUMAS Karaman Bulgur Sanayi ve Ticaret A.Ş.

BURSAGAZ Bursa Şehiriçi Doğalgaz Dağıtım Tic. Taahhüt A.Ş.

Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş.

Çayeli Bakır İşletmeleri A.Ş. (ÇBİ)

Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş.

Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.

Dicle Elektrik Perakende Satış A.Ş.

Divriği-Hekimhan Madenleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. (DİVHAN)

DSİ – Erciyes Sosyal Tesisleri

EBK – Manisa Kombinası

Emekli Sandığı – Büyük Ankara Oteli

Emekli Sandığı – Büyük Efes Oteli

Emekli Sandığı – Büyük Tarabya Oteli

Emekli Sandığı – Çelik Palas Oteli

Emekli Sandığı – İstanbul Hilton Oteli

Emekli Sandığı – Kuşadası Tatil Köyü

Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. (ERDEMİR)

ERYAĞ Erciyes Yağ Sanayii A.Ş.

ESGAZ Eskişehir Şehiriçi Doğalgaz Dağıtım Tic. Taahüt A.Ş.

Eti Alüminyum A.Ş.

Eti Bakır A.Ş.

Eti Elektrometalurji A.Ş.

Eti Gümüş A.Ş.

Eti Krom A.Ş.

EÜAŞ – Adıgüzel HES

EÜAŞ – Adilcevaz HES

EÜAŞ – Ahiköy 1 HES

EÜAŞ – Ahiköy 2 HES

EÜAŞ – Ahlat HES

EÜAŞ – Almus HES

EÜAŞ – Anamur HES

EÜAŞ – Arpaçay-Telek HES

EÜAŞ – Bayburt HES

EÜAŞ – Berdan HES

EÜAŞ – Besni HES

EÜAŞ – Bozkır HES

EÜAŞ – Bozüyük HES

EÜAŞ – Bozyazı HES

EÜAŞ – Bursa Linyitleri İşletmesi

EÜAŞ – Bünyan HES

EÜAŞ – Çağ Çağ HES

EÜAŞ – Çal HES

EÜAŞ – Çamardı HES

EÜAŞ – Çamlıca 1 HES

EÜAŞ – Çatalağzı Termik Santrali

EÜAŞ – Çemişgezek HES

EÜAŞ – Çine HES

EÜAŞ – Değirmendere HES

EÜAŞ – Değirmendere HES

EÜAŞ – Dere HES

EÜAŞ – Derme HES

EÜAŞ – Dinar 2 HES

EÜAŞ – Doğankent HES

EÜAŞ – Durucasu HES

EÜAŞ – Engil HES

EÜAŞ – Erciş HES

EÜAŞ – Erkenek HES

EÜAŞ – Ermenek HES

EÜAŞ – Esendal HES

EÜAŞ – Fethiye HES

EÜAŞ – Gebze-Dilovası Doğal Gaz Kom. Çev. Sant.

EÜAŞ – Girlevik HES

EÜAŞ – Girlevik II-Mercan HES

EÜAŞ – Göksu HES

EÜAŞ – Gönen HES

EÜAŞ – Güney Ege Linyitleri İşletmesi

EÜAŞ – Haraklı-Hendek HES

EÜAŞ – Hasanlar HES

EÜAŞ – Hoşap HES

EÜAŞ – Işıklar (Visera) HES

EÜAŞ – İnegöl-Cerrah HES

EÜAŞ – İvriz HES

EÜAŞ – İznik-Dereköy HES

EÜAŞ – Kadıncık 1 HES

EÜAŞ – Kadıncık 2 HES

EÜAŞ – Kangal Termik Santrali

EÜAŞ – Karacaören 1 HES

EÜAŞ – Karacaören 2 HES

EÜAŞ – Karaçay HES

EÜAŞ – Karaçay HES

EÜAŞ – Kayadibi HES

EÜAŞ – Kayaköy HES

EÜAŞ – Kemer HES

EÜAŞ – Kemerköy Termik Santrali

EÜAŞ – Kernek HES

EÜAŞ – Kılavuzlu HES

EÜAŞ – Kısık HES

EÜAŞ – Kiti HES

EÜAŞ – Koçköprü HES

EÜAŞ – Kovada I HES

EÜAŞ – Kovada II HES

EÜAŞ – Köklüce HES

EÜAŞ – Kuzuculu HES

EÜAŞ – Kürtün HES

EÜAŞ – Ladik-Büyükkızoğlu HES

EÜAŞ – M. Kemal Paşa-Suuçtu HES

EÜAŞ – Malazgirt HES

EÜAŞ – Manavgat HES

EÜAŞ – Manyas HES

EÜAŞ – Menzelet HES

EÜAŞ – Mut-Derinçay HES

EÜAŞ – Orhaneli Termik Santrali

EÜAŞ – Otluca HES

EÜAŞ – Pazarköy-Akyazı HES

EÜAŞ – Pınarbaşı HES

EÜAŞ – Seyitömer Linyitleri İşletmesi

EÜAŞ – Seyitömer Termik Santrali

EÜAŞ – Sızır HES

EÜAŞ – Silifke HES

EÜAŞ – Soma B Termik Santrali

EÜAŞ – Suçatı HES

EÜAŞ – Sütçüler HES

EÜAŞ – Şanlıurfa HES

EÜAŞ – Tohma HES

EÜAŞ – Topçam HES

EÜAŞ – Tortum HES

EÜAŞ – Torul HES

EÜAŞ – Tunçbilek Termik Santrali

EÜAŞ – Turunçova-Finike HES

EÜAŞ – Uludere HES

EÜAŞ – Varto-Sönmez HES

EÜAŞ – Yatağan Termik Santrali

EÜAŞ – Yenice HES

EÜAŞ – Yeniköy Linyitleri İşletmesi

EÜAŞ – Yeniköy Termik Santrali

EÜAŞ – Zeyne HES

Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş.

Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş.

Gediz Elektrik Perakende Satış A.Ş.

Gemlik Gübre Sanayii A.Ş.

GERKONSAN Gerede Çelik Konstrüksiyon ve Teç. Fab. A.Ş.

Gübre Fabrikaları T.A.Ş. (GÜBRETAŞ)

Hamitabat Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.

HAVELSAN Hava Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş.

Hektaş Ticaret A.Ş.

Hidrojen Peroksit Sanayi ve Ticaret A.Ş.

İGSAŞ İstanbul Gübre Sanayii A.Ş.

İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş.

İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Perakende Satış A.Ş.

İstanbul İmar Ltd. Şti.

Karayolları – Erciyes Sosyal Tesisleri

Kayseri ve Civarı Elektrik T.A.Ş.

KBİ – Murgul Hidroelektrik Santrali

KBİ – Murgul İşletmesi

KBİ – Samsun İşletmesi

Kıbrıs Türk Hava Yolları Ltd. Şti. (KTHY)

Kristal Tuz Rafinerisi Sanayi ve Ticaret A.Ş.

Kütahya Gübre A.Ş. – Kütahya Gübre Üretim Tesisleri

Maliye Hazinesi – Antalya-Muratpaşa Sosyal Tesisi

Maliye Hazinesi – Foça Tatil Köyü

Manisa Pamuklu Mensucat A.Ş.

Meram Elektrik Dağıtım A.Ş.

MESBAŞ Mersin Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş.

MEYBUZ Meyve ve Buzlu Muhafaza Enternasyonal Nak. A.Ş.

MİTAŞ Enerji ve Madeni İnşaat İşleri Türk A.Ş.

NİTROMAK Makina Kimya-Nitro Nobel Kimya Sanayii A.Ş.

Ortadoğu Teknopark Geliştirme Müh., İnş., Taah. ve Tic. A.Ş.

Osmangazi Elektrik Dağıtım A.Ş.

OYAK İnşaat A.Ş.

PETKİM Petrokimya Holding A.Ş.

Ray Sigorta A.Ş.

Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş.

Samsun Gübre Sanayii A.Ş.

SEKA – Afyon İşletmesi

SEKA – Akkuş İşletmesi

SEKA – Aksu İşletmesi

SEKA – Balıkesir İşletmesi

SEKA – Çaycuma İşletmesi

SEKA – Karacasu İşletmesi

SEKA – Kastamonu İşletmesi

Sönmez Neşriyat ve Matbaacılık A.Ş.

SÜMER Holding – Adıyaman İşletmesi

SÜMER Holding – Bakırköy Konfeksiyon San. İşl.

SÜMER Holding – Beykoz Deri ve Kundura İşletmesi

SÜMER Holding – Çanakkale Sentetik Deri İşletmesi

SÜMER Holding – Diyarbakır İşletmesi

SÜMER Holding – Malatya İşletmesi

SÜMER Holding – Mazıdağı Fosfat Tesisleri

SÜMER Holding – Sarıkamış Ayakkabı İşletmesi

SÜMER Holding – TÜMOSAN İşletmesi

SÜTAŞ Bursa ve Havalisi Pastörize Süt ve Mam.Gıda San. A.Ş.

T. Şeker Fabrikaları – Afyon Şeker Fabrikası

T. Şeker Fabrikaları – Alpullu Şeker Fabrikası

T. Şeker Fabrikaları – Bor Şeker Fabrikası

T. Şeker Fabrikaları – Çorum Şeker Fabrikası

T. Şeker Fabrikaları – Elbistan Şeker Fabrikası

T. Şeker Fabrikaları – Erzincan Şeker Fabrikası

T. Şeker Fabrikaları – Erzurum Şeker Fabrikası

T. Şeker Fabrikaları – Kırşehir Şeker Fabrikası

T. Şeker Fabrikaları – Muş Şeker Fabrikası

T. Şeker Fabrikaları – Turhal Şeker Fabrikası

TAKSAN Takım Tezgahları Sanayi ve Ticaret A.Ş.

Tasfiye Halinde Türk Ticaret Bankası A.Ş.

TCDD – Bandırma Limanı

TCDD – Derince Limanı

TCDD – İskenderun Limanı

TCDD – Mersin Limanı

TCDD – Samsun Limanı

TDİ – Çeşme Limanı

TDİ – Dikili Limanı

TDİ – Kuşadası Limanı

TDİ – Salıpazarı Limanı (Galataport)

TDİ – Taşucu Limanı

TDİ – Tekirdağ Limanı

TDİ – Trabzon Limanı

TEKA Puro Üretim ve Ticareti A.Ş.

TEKEL – Adana Sigara Fabrikası

TEKEL – Ayvalık Tuzlası

TEKEL – Ballıca Sigara Fabrikası

TEKEL – Bitlis Sigara Fabrikası

TEKEL – Bodrum Sosyal Tesisi

TEKEL – Çamaltı Tuzlası

TEKEL – Çankırı Kaya Tuzlası

TEKEL – İstanbul Sigara Fabrikası

TEKEL – Kağızman Tuzlası

TEKEL – Kaldırım Tuzlası

TEKEL – Kayacık Tuzlası

TEKEL – Malatya Sigara Fabrikası

TEKEL – Sekili Tuzlası

TEKEL – Tokat Sigara Fabrikası

TEKEL – Tuzluca Tuzlası

TEKEL – Yavşan Tuzlası

TEKEL GmbH

TGT Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş.

TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası A.Ş.

Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.

Toroslar Elektrik Perakende Satış A.Ş.

TP Petrol Dağıtım A.Ş.

Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş.

Türk Alkollü İçki ve Şarap Endüstrisi Ltd. Şti. (TAŞEL)

Türk Hava Yolları A.O.

Türk Telekomünikasyon A.Ş.

Türk-Arap Gübre A.Ş. (TAGAŞ)

Türkiye Halk Bankası A.Ş.

Türkiye İş Bankası A.Ş.

Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş.

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası A.Ş.

Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. (TÜPRAŞ)

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. (TSKB)

Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.

TZD – Sakarya Traktör Sanayi İşletmesi

Uçak Servisi A.Ş. (USAŞ)

Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş.

USAŞ Yatırım Holding A.Ş.

Ünye Çimento Sanayii T.A.Ş.

Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş.

Vangölü Elektrik Perakende Satış A.Ş.

Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.

Yeditepe Beynelmilel Otelcilik Turizm ve Ticaret A.Ş.

Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş.

YİBİTAŞ Kraft Torba Sanayi A.Ş.

Ziraat Portföy Yönetimi A.Ş.

 

NOT 1: Liste en son 29 Ekim 2022 yılında güncellenmiştir.

NOT2: Liste Sözcü Gazetesi’nin internet sitesinden alınmıştır. Gazeteyi arayıp sormama rağmen özel şirketlerin (Arçelik, Yapı Kredi ve İş Bankası) neden bu listede yer aldığına dair bir cevap alamadım.

Deniz boğuldu

Deprem, sel, yangın görünen afetler, bir kısmına engel olmak mümkün değil. En ağırını ise denizlerimizde yaşıyoruz daha doğrusu vandallığımızla denizlerimize yaşatıyoruz.

Can çekişiyor denizlerimiz, kirlilikte komşularımıza karşı büyük üstünlüğümüz var. Büyük bir hızla balıkların nesillerini tüketiyoruz. Yerli balıkları zaten yok ettik, göçmenleri komşularımız koruyor da varlar. Yanlış anlamayın; insan göçmen değil balık göçmen, insanları bize kaskalladılar!

Aynı katı çöplerini kaskalladıkları gibi. Dünya’nın en fazla çöp ithal eden ülkesiyiz.

Bütün pis rekorlar bizde. 2021 yılında 685 bin 443 ton çöp ithal etmişiz. Ondan sonrasını çok tepki geldiği için gizliyor kurnazlar, belki de utanıyorlardır ama sanmam; 6 yaşındaki çocuk kazık kadar herifle evlendirilirken bile utanmadı utanmazlar.

Denizlerimizdeki rezaletin sorumlusu hepimiziz. “Ben çöp atmam denize” dediğinizi duyuyorum. Kızartma yağını döküyor musun eviyeye, sen de katilsin. 1 litre atık yağ 1 milyon litre deniz suyunu kirletiyor. Kirletiyor derken üstünkörü değil, artık herhangi bir canlının yaşayamayacağı kadar derinden kirletiyor.

Parayı denkleştirip çinekop yedin mi bu sene, yine katilisin denizin. Lüferin yavrusu çinekop, hatta bize sattıkları defne; daha küçük yavrusu. Yenilmeyen bir çinekop satılmayan bir çinekop olacak. Dolayısıyla da tutulmayan bir çinekop da büyüyüp lüfer olacak. Ne kadar basit değil mi!

BİZDE 18, AVRUPA’DA 50

Hemen karalar bağlama, sen küçük katilsin. Büyükleri denize televizyon, tampon (Hem araba hem de kadın bağı), trigel kayışı, plastiğin elli tonu, sandalye, daktilo, doktor tabelası, bisiklet, şişe, kutu, bank ve en önemlisi milyarlarca sigara izmariti atanlar. Arıtma tesisi yapmadan pis sularını kanalizasyona verenler, hatta derelere denizlere salanlar başrol oyuncuları. Onlara göz yuman yerel ve genel politikacılar ise yatakçısı bu katillerin.

Bakın ne yapmışlar 2-3 bin gırgır sahibinin oyunu alabilmek için, belki avantasını da almışlardır!

Gırgır dediğimiz mizah dergisi değil, büyük balıkçı teknesi. Hani tonlarca kurşun ağırlığa sahip kilometrelerce ağı, radarı olan tekneler. Ülkemizde avlanan balıkların yüzde 90’ını bunlar tutuyor.

Avrupa Birliği yasalarına göre balık avlama derinliği 50 metre. Yani 50 metreden sığ yerlere gırgırlar ağ atamıyor. Avrupa’da ağın uzunluğunun üst sınırı 800, bizde 2 kilometrelik ağı olan tekneler var!

Niye 50 metre sınırı koymuş elin oğlu. Çünkü bu derinliğe kadar güneş ışığı geliyor, oksijen bol, yosunlar bu derinliğe kadar yaşayabiliyorlar. Balıklar da bu derinlikte besleniyorlar, sevişiyorlar, ürüyorlar. Yavrularını da bu derinliğe kadar olan yerlerde büyütüyorlar.

Şimdi sıkı durun; bizde 24 metreymiş, 2019’da 18 metreye düşürmüşüz. Al sana toplu katliam.

TROLLERİYLE GIRGIR GEÇİYORLAR

Şöyle düşünün; erkek lüfer kızı kandırmış, kızın da gönlü var, “Senden bir milyon bebek istiyorum” diyor. Deniz çayırına yayılmışlar, gırgırın motor sesi Rodrigo’nun Gitar Konçertosu gibi geliyor ikisine de. Tam solungaçlarından geçen suyun debisi artmış, kuyrukları ihtirasla titremeye başlamışken kendilerini mengene gibi sıkan bir ağın içinde buluyorlar onbinlerce türdaşları ve aşk yuvası belledikleri yosun (Yosun deyip geçme, soluduğumuz oksijenin yüze 80’ini yosunların ürettiğini biliyor muydunuz?) topağıyla beraber. Bırak milyonları “En aşağı üç çocuk” çıtasına bile yetişemiyor fakirler.

Sonra tezgahta tane 350 lira!

Avrupa’da 50 bizde neden mi 18 metre?

Çünkü çok akıllıyız biz, tutana izin verirsen tutar. Hatta ben eminim, bu vicdansızlar 1 metreye ağ atabilseler atarlar. Kontrol eden mi var, saldım deniz çayırına mevlam kayıra!

Devleti yönetenler önce ülkelerini sevecekler. 18 metreye izin vermek vatan hainliğidir. Elalemin şortuna, eteğine, tişörtüne, yediğine, içtiğine karışacaklarına gırgıra, trole taksalar kafayı iki senede balık cennetine döner denizlerimiz. Bunu 225 kilometre kıyı şeridi olan Romanya, 310 kilometre kıyı şeridi olan Gürcistan, 354 kilometre kıyı şeridi olan Bulgaristan düşünüp tüm dünyaya balık satıyorlar. Biz de hamdolsun tüm dünyadan balık ithal ediyoruz adalar hariç 8 bin 333 kilometrelik kıyı şeridimizle!

Ne yazık ki onlar trollerini kullanarak bizim aklımızla gırgır geçmeyi tercih ediyorlar!

Cahil cesareti

Her kesimde ağır bir cehaletle mücadele ediyoruz. Okumamışın durumu zaten ortada, benim derdim okumuş cahillerle.

Popüler bilimin günümüzdeki yıldızı Celal Şengör her fırsatta cahilliğimizi yüzümüze vuruyor, son derece haklı ama o da kendi tabiriyle bir zır cahil!

Celal Şengör şoförü olmasa evin yolunu bulamayacağını söylüyor, Aziz Yıldırım’ı tanımadığını söylüyor. Buna karşı Kretase Dönemi’nin Mezozoyik Zaman’ın üç alt bölümünden sonuncusu, Jura’dan sonra, Paleojen’den önce geldiğini lap diye anlatabiliyor.

Biz Jura’daki bitki örtüsünü bilmediğimiz için cahilsek Şengör de evinin yolunu bulamadığı, Aziz Yıldırım’ı tanımadığı için cahil; herkesin bilgisi kendine.

Bu tiplerden o kadar çok türedi ki her yerde karşımıza çıkıyor.

Zar zor Türkçe konuşabilen bir yaratık market kasası sırasında önüne geçiyor. Uyarıyorsun, kendini o kadar akıllı sanıyor ki bin dereden su taşıyor önde kalabilmek için. Anlat anlat anlamıyor, susmuyor da! En sonunda sarılıveriyorsun gırtlağına, hemen anlıyor.

MAALESEF BU CAHİLLER HER YERDELER!

Maça gidiyorsun, 18 yaşında bir piç kurusu, “Maç bitene kadar bağıracağız, Galatasaraylılık şudur budur” diye civarına Galatasaraylılığı öğretiyor.

Restoranda garsondan bir şey istiyorsun, olmadık laflarla seni aksine ikna etmeye çalışıyor.

Tezgahtarın sattığı mal hakkında hiçbir bilgisi yok. Sorduğun marka tereyağı yoksa kendininkini övüp senin istediğinin motor yağı olduğunu anlatıyor o küçük kurnaz beyniyle.

Fırından poğaça alırsın, bacak kadar çocuk sana tahinli çörek de kakalamaya çalışır.

Bulaşık makinası leke bırakır bardaklarda, servis çağırırsın. Eve gelen eleman ne kadar salak olduğunuza, her şeyi yanlış yaptığınıza ikna etmeye kalkar sizi.

Taksiye binersin, üç kuruş fazla almak için olmayacak yollara girer. Uyarırsın, sana İstanbul trafiğini öğretmeye kalkar İstanbul’a iki saat önce mancınıkla fırlatılan baldırı çıplak!

Daha çok örnekle sıkmayayım zaten sıkkın canınızı. Özü şudur bu cahillerin; kendi bildiklerini tüm bilinecek şeyler sanmaları, en fazla kendilerinin bildiklerini sanmaları ve hepsinden önemlisi de seni salak sanmaları.

Her yerdeler maalesef, kıt bilgileriyle sana hayat dersi vermeye her an hazırlar.

“HAYATIN GERÇEKLERİNİ ÖĞRETECEĞİM!”

Bu konunun nirvanası bir anım var, asker anısı. 1996’da kısa dönem havacıyız, acemi eğitiminde bir sabah 17-18 yaşlarında bir astsubay geldi içtimaya. Hepimiz üniversite mezunu olduğumuz için bizim yaş ortalamamız 25-26. Henüz bıyıkları yeni yeni terleyen astsubay çocuksu sesini gizlemek için zoraki bir tonlamayla, “Bu sabah size hayatın gerçeklerini anlatacağım” diye miyavlayarak gürledi!

Aramızda çok güldük, hâlâ da güleriz. Bir arkadaşımın cevaben verdiği, “Ben düşünebilen robotlar üzerine Amerika’da master yaptım” yanıtını hayatım boyunca unutmayacağım.

Bu kendini ermiş sanan cahillerle ömrüm yettiğince mücadele edeceğim. Kazanamazsam da işin peşini bırakmayacağım. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yazdığı gibi, “Artık sana dünyada rastlayamazsam yarın ahirette on parmağım yakanda olsun!” mantığıyla yaşayacağım.

Ne demiş atalarımız…

Bİlim cesaret verir, cehalet ise küstahlık!

BAM TELİMİZE DOKUNMA ARTIK! 

Ek olarak kafama takılan iki açıklama var son iki günde yapılan. İkisini de AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan yaptı.

Birini Hatay’da diğerini Diyanet Akademisi Başkanlığı’nın din görevlileri mezuniyetinde.

Açıklamalar sırasıyla şöyle:

“Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı.”

İşin garibi bu konuşmayı dinleyen Hataylılar çılgınlar gibi alkışladılar oy peşindeki siyasetçiyi!

“Farklı maskeler altında şeriat düşmanlığı var. İslam’ın hayata dair kurallarının bütününü temsil eden şeriata düşmanlık esasında dinin bizatihi kendisine husumettir. Bu ülkenin hukuku savunmakla görevli olan kimi baroları çıkıyor, Kelime-i Tevhid’in yazılı olduğu bayraktan rahatsız oluyor. Hatta son derece edepsiz ifadelerle suç duyurusunda bulunabiliyor. Şeriata yönelik sergilenen pervasızlıkların gerisinde cehalet ve bilgisizlik hastalığı var. Ülkemizde en azından bir kesimin içinde bulunduğu cehalet karanlığında daha fazla boğulduğunu görmekten üzüntü duyuyoruz.”

Ülkenin durumunu yazının başından beri anlatıyorum. Bir halkın bam teliyle bu kadar oynanmaz.

Cahil olsam, Hatay yerel seçimlerde AKP’yi tercih etmediği için deprem sonrasında en son yardım alan şehir oldu diye düşünürüm. Ayrıca iş işten geçtikten sonra kefen göndermenin de pek yardımdan sayılmadığını düşünürüm.

Ülke halkının büyük bölümünü son derece rahatsız eden ikinci konuşması için bir cevap vermek bile gereksiz. Cahil olsam zaten ülkenin şeriat kurallarına göre yönetilmesini isterim.

Kiracı & Ev sahibi

Birbirlerini öldürenler bile var.

Kapı kıran ev sahibi, kirayı artırmasını isteyen ev sahibinin evini amca oğullarıyla basan kiracı haberleri neredeyse her gün duyuyoruz.

Yalama basın bile bu cazip haber cinsine balıklama atlayıp 3 saniyelik görüntüyü 15 dakika çevire çevire yayınlıyor kitleye. Kitle “Kaynım bana kaydı” programlarını izleye izleye öyle bir kitlenmiş ki artık kızamıyor bile insan.

Çevirip soruyorlar sokakta birine, “Hayatından memnun musun?” diye. Yarım saat anlatıyor çocuğuna süt alamadığını, kirayı zor ödeyebildiğini, eti unuttuğunu, ekmeği kuyruğa girip 3 lira ucuza aldığını. Elindeki poşette 8 ekmek, evde de 4 kişi olduğunu söylüyor. Bu mantıkla adam başı günde 2 ekmek yiyor ev ahalisi. Yani kuru ekmekle besleniyorlar.

Belli zar zor hayatta kalan bir aile, sonra komedi başlıyor. Röportör öldürücü soruyu soruyor.

– Oyun kime?

– Reis’e tabii. 

– Recep Tayyip Erdoğan’a mı?

Hııı. 

– Ama geçinemediğini, aç olduğunu söyledin, pahalılıktan şikayet ediyorsun!

– O yapmıyor ki zamları. 

– Kim yapıyor?

– CHP! 

– Ama onlar iktidarda değil ki.

– Ossun, zamları CHP yapıyor Reis’i kötülemek için.

Bin çeşidi var bu tür muhabbetlerin; kıç kılından aya duble yola kadar.

Bu AKP’nin tek başarısıdır. Ülkeyi batırdı ama kitleyi öyle bir hâle getirdi ki ne kitlersen kitle tutuyor!

“Reis dün Ankara’dan İstanbul’a uçarak geldi” desen, “Helal olsun, yapar valla” diyecek bir kitlesi var.

Dün ak dediğinde alkışlayanlar bugün aynı şeye kara dediğinde de alkışlıyorlar. Dış politikada her atarlandığının ayağına gitti; kitle atarlanırken de ayağına giderken de alkışladı.

Goebbels mezarında şişe takılı kuzu gibi iki ters bir düz dönüyordur, “Ulan Hitler’in propaganda bakanı olarak tarihe geçmiştim ama bunlar papucumu dama attılar” diye söylenerek!

Yani durum bu; halkı uyutarak, uyumayanını da döverek ya da hapse atarak susturdular. En korktukları şey ikinci bir Gezi Parkı direnişi yaşamak.

YÜZDE 25 MASALI

Konumuza dönersek; ekonomiyi öyle batırdılar ki bir yılda sürünmeye bıraktıkları emekliye bile yüzde 80-90 zam yapmak zorunda kaldılar.

Artık çalışanların neredeyse yarısından çoğu asgari ücret alıyor. Bu konuda dünya lideriyiz. Bizi kıskanmaktan uçuklayan Almanya’da bu oran yüzde 6.6, Hollanda’da 6.1, gariban diye baktığımız üç günlük Hırvatistan’da 5, Konya’dan küçük Belçika’da 0.9.

Değil bizi kıskanmak, dizlerini dövüyorlardır, “Ulan yüzyıllardır bu Türkler’den kurtulmak için çevirmediğimiz dolap kalmadı. Yüzbinlerce can verdik. Çıkartsaymışız zamanında bunlara bir Reis, nasla masla imha edecekmiş zaten ahalisini” diye içlenerek!

Maaşlara neredeyse yüzde 90 zam yapıldı. Bakmayın siz Pinokyo TÜİK’e, ota boka en aşağı yüzde 150-200 zam var ama kiralara yüzde 25!

Mantıksız değil mi, adama sorarlar, “Be kardeşim ev sahiplerine mi güvendin de ekonomiyi çökerttin” diye!

Sakın, “Ev sahipleri zaten varlıklı insanlar, kiracıları koruyor Reis” diye düşünmeyin; tahtını koruyor, en korktuğu şeyin gerçekleşmesini önlüyor.

Eskisi gibi TEFE-TÜFE ortalaması oranında zam devam etse neredeyse hiçbir kiracının maaşı yetmeyecek kiraya.

Barınamayan, eve ekmek bile alamayan, çocuğunun açlıktan eridiğini gören ana babanın tek çaresi kalır. O da sokağa çıkmak, ölümü göze alarak sokağa çıkmak.

İşte AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan’ın en korktuğu şey! Önlemek için kira zamlarını yüzde 25’e kitledi. Ev sahipleriyle kiracıları da karşı karşıya bıraktı. Vicdansızı zamanını (10 yıl) dolduran kiracısını çıkartıp 3-4 katına başkasına kiralıyor, vicdanlısı orta yolu bulmaya çalışıyor.

Zamanı dolmamışlarda ise büyük bir kargaşa yaşanıyor ama umurunda mı dünya nasıl olsa saray bedava!

Rüyaların ekonomisti!

Aslında tek kelime yazmaya gerek yok. 70 IQ’su olan yazının başındaki fotoğrafa baktığında korkunç gerçeği kavrayıveriyor.

Marketler reklamlarını yapmak, ürünlerini tanıtmak, kampanyalarını duyurmak için arada sırada küçük kitapçıklar basıp müşterilerine ücretsiz dağıtırlar.

Bir marketin Ağustos 2022 ve Ocak 2024’te bastırdığı broşürün aynı sayfalarında, aynı markanın aynı görselle yaptığı reklam.

Arada sadece 16 ay var; bir yıl dört ay başka deyişle.

Ağustos 2022’de Torku marka ışıl işlem görmüş sucuğun kilosu 149 lira 95 kuruşmuş. Ocak 2024’te 399 lira 95 kuruşa yükselmiş.

İşte AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Nas” diye tutturduğu ekonomi dahiliğinin sonucu.

İşte bir adamın gece yatıp rüyasında usta bir ekonomist olduğunu görüp sabah uyandığında koca bir ülkeyi batırmasının ardındaki gerçek.

Yüzde 170 zam!

Faiz oranları 19’ken indirmeye başladı. 9’lara geldiğinde ülkenin Merkez Bankası’nın kasası eksiye düştü!

“Bu kardeşiniz bu görevde olduğu sürece, faiz her geçen gün, hafta ve ay inmeye devam edecektir” diye gürlemesine rağmen bugün faiz yüzde 45. Ne yazık ki o bile yetmiyor. Enflasyonun altında inim inim inliyor halkın büyük bölümü. Küçük bölümü ise gemicikleriyle oynuyor.

NE KADAR ŞAHLANDIRDILAR SİZİ! 

Tek basit sorum var…

Size çalıştığınız kurum bu süre içinde yüzde 170 zam yaptı mı?

Daha vahimi emekliler, işçiler, memurlar; bu süre içinde yani son 16 ayda maaşlarınızı Devlet yüzde 170 şahlandırdı mı?

Tamam o el işaretini biliyorum, ayıp ama ben sadece soru soruyorum.

Gerçi gazeteciliğe başladığım 80’li yıllarda meslek büyüklerim, “Okuyucuya asla soru sorma, soru işaretiyle biten başlık atma. Sen sormak için değil cevap bulmak için buradasın” diye nasihat ederlerdi. Kusuruma bakmasınlar da ben duruma bir cevap bulamıyorum, yaşıyor olsalardı onlar da bulamayacaklardı!

O BİLE FACİANIN FARKINDA! 

Pinokyo TÜİK ve Heidi ile Peter ikilisini andıran konuşmalarla ekonomimize yön vermeye çalışan atanmış ekonomistler emeklilere 2024 yılının tamamı için yüzde 37.57 zammı uygun gördüler. En ünlü ekonomist derhal sihirli değneğiyle bir yüzde 5’lik dokunuş yaparak pelerinini rüzgara bırakmış süper kahraman edasıyla ortaya çıkacakken gelen tepkilere karşılık yüzde 5’lik daha ışın bakışı attı. Yaparken de her zamanki gibi ekranlarda bağırarak değil, yedi kat kapının arkasından yaptı ek zamları.

O bile yazının başındaki fotoğrafın anlattığı trajedinin farkında, maalesef gözümüzün içine bakacak yüzü kalmamış!

Futbol ve uzay

Spor basını meraklıdır “Uzay” kelimesine, her fırsatta kullanmak ister.

Hangi takım bir milim öne geçse hemen “Uzay takımı X” diye apoleti yapıştırıverir editör. Hele çocukluk aşkı takımın editörlüğünü yapıyorsa grafikeri de zorlar sayfaya Samanyolu’nu da koyması için!

Aslında çok uzatılacak bir mevzu değil. Benim zamanımda da yapılıyordu şimdi de yapılıyor.

İki gün önceye kadar Fenerbahçe oynadığı oyun, attığı goller ve kadro derinliğiyle basının uzay takımıydı.

Oysa Fenerbahçe’nin 53, Galatasaray’ın 51 puanı vardı.

Bu yazının içinde en ufak bir hakem kayırması ya da kayırmaması geyiğine girmeyeceğim. Velev ki tüm hakem kararları doğru; arada hepi topu 2 puan fark var.

Biri uzay takımı oluyor da diğeri neden, “Golcüsü sakat ama alemlerde zıplıyor”, “Erden’den camia rahatsız”, ” Para yok para”, “Hoca yaramaz”, ” Taraftar küskün”, “Kulüpte yemekler berbat”, “Flaş… Flaş… Flaş… Bu sabah Florya’da güneş doğmadı” oluyor!

Atmosferi aşabilmek, Dünya’nın ataletinden kurtulabilmek için saniyede 11 kilometre hız yapman gerekiyor. Bir takım bu hıza güle oynaya ulaştıysa hemen ensesindeki diğeri de ulaşmıştır.

52’İNCİ BÖLGENİN SIRRI! 

Buraya kadar derdimi anlatabildim diye düşünüyorum.

Sonra geçen hafta oluyor. Samsunspor deplasmanda uzay takımından iki puan kapıyor. Uzay enkazı olarak nitelendirilen 51 puanlı ikinci, lig üçüncüsünü deplasmanda 5-1 gibi farklı bir skorla mağlup ediyor ve puanlar 54’te eşitleniyor.

Konu uzay olunca rakamsal yakınlıkları kullanıp Nevada’daki 52’nci Bölge’ye kadar giderim ama şimdilik lüzum yok; çünkü takımlarımız bildiğimiz Fenerbahçe ve Galatasaray. 100 küsür yıldır Türkiye’nin takımları. Bir tek Galatasaray 2000 yılında Dünya takımı oldu, ikisinin de henüz uzayda bir icraatı yok; aynı Dünyalı diğer tüm takımlar gibi.

Hatta o kadar Dünyalılar ki işler yolundayken Balkan havasıyla oyundan çıkan  Fenerbahçe’nin golcüsü Dzeko bu kez hocasına el kol yaparak kenara geliyor.

Uzay basınında ise tık yok! Neredeyse görülmüyor elinde klavye mikrofon olan astronomlar tarafından!

İcardi’nin sakatlığına göbek atanlara uzay adaleti Fred’in sakatlığını yaşatıyor. Bu hainliği anlayamıyorum; neden birinin sakatlığından insan mutluluk duyar! Neticede bu ülkenin milyon euroları harcanıyor bu futbolculara, çok haince ve ayıp.

Mesela kendi kalecisinin neredeyse sıfırdan yediği golü görmeyerek Trabzonspor’un kalecisine sanki bir yerden işaret almışçasına topyekün dalıyorlar. Çok Dünyalı bir hareket, hatta Türkiyeli.

Aynı dakikalarda aynı camianın içinde yetişen sümüklerini silmeyi yeni öğrenen Arda da Real’in hocası Ancelotti’ye artistik yapıp yeleğini yere fırlatıyor oyuna sokmadığı için kendisini.

Neticede Galatasaray bu son gelişmeler ışığında Fenerbahçe’ye oranla şampiyonluğa daha yakın.

Çünkü slogan çok kalite.

Konsantrasyon… 

UZAYLILARI DOĞDUKLARINA PİŞMAN EDERDİK! 

Aslında bu yazı burada bitse çok şık olacaktı ama uzay muzay deyince dayanamadım.

Hükümetin küçük ortağının küçüldükçe küçülmesine rağmen susmayan liderinin “Gökadam” olarak isimlendirdiği uzay gezginimiz hakkında da birkaç cümle etmezsem Jüpiter’in muazzam çekim gücü altında her saniye ezilip büzülen Ganymete gibi ortadan 35’e çatlayacağım.

Ganymete, Jüpiter’in uydusu ama Merkür’den büyük. Dünya’dan fazla suya sahip ve buz volkanları var. Düşünsek düşünsek çözemeyeceğimiz bir iklim!

Yine düşünüyor düşünüyor çözemiyorum; niye biz uzaya adam yolladık, Gökadam. Kadın yollasak Gökhatun mu diyecektik!

55 milyon dolar saymışız uzay turizm şirketinin eline.

Kütahya Şeker Fabrikası’nı 24 milyon dolara, Arifiye Tank Palet Fabrikası 50 milyon dolara satıldı elin oğluna!

Lafı uzatmaya gerek yok!

Yazıklar olsun bu kararı alanlara.

Bari bir 55 daha bulup İlber Ortaylı’yla Celal Şengör’ü yollasaydınız.

Çok düşük bir ihtimal olsa da bir uzaylı karşılaşmasında yeşil cüceleri aşağılayarak doğduklarına pişman edip olası uzaylı istilasını engellerdiler!