Karine kumkumaları

Önce kelime anlamlarına bakalım; Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre…

Karine:

Karışık bir işin veya sorunun anlaşılmasına yardımcı olan ipucu, belirti veya bulgu anlamına gelir.

Kumkuma:

1) Küçük testi, çömlek.

2) Zemzem, mürekkep vb. sıvılar konulan kap.

3) Mecaz anlamda: Kötü veya olumsuz bir özelliği kendinde fazlasıyla toplayan kimse, olay, olgu veya yer (Örnekler: fesat kumkuması, dedikodu kumkuması).

1 ve 2’nci maddelerin konumuzla hiç ilgisi yok.

KONUMUZ GS-FB DEĞİL

Bu başlığı gazetecilik hayatımda ikinci kez kullanıyorum, ilkini 2011 şike davası zamanında, dönemin Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yakup Yılmaz için kullanmıştım.

Dönemin Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım şike yapmaktan gözaltına alınınca, “Masumiyet karinesi” diye yazı yazmıştı. Aynı Mehmet Yakup Yılmaz dönemin Galatasaray Başkanı Faruk Süren’in işleri iyi gitmediği bir aşamada, “Naylon Süren” diye manşet atmaktan çekinmemişti.

Neticede Faruk Süren tüm suçlamalardan aklanırken Aziz Yıldırım 1 yıl hapis yattı ve kanunsuz dinlemeden beraat etti, “Şike yapılmamıştır” diye de bir karar çıkmadı.

Bu arada “Masumiyet kumkumaları” başlıklı yazıyı Fanatik Gazetesi’nde yazmıştım ve künyenin en tepesinde Milliyet, Fanatik, Posta ve Radikal Gazeteleri’nin grup başkanı Mehmet Yakup Yılmaz’ın ismi vardı; en ufak bir taciz, sansür yaşamamıştım. Ne muhteşemmiş değil mi bir zamanlar basın. 

Neyse konumuz Galatasaray-Fenerbahçe sidik yarışı değil, hatta mümkünse ülkenin üzerindeki kara bulutlar dağılana kadar bu rekabet gündemi babalamasa. 

İLKE EVRENSEL AMA…

Ne demek masumiyet karinesi…

– Bir kişinin suçluluğu mahkeme kararıyla kesinleşinceye kadar suçsuz kabul edilmesini sağlayan evrensel bir hukuk ilkesidir.

YALPALAMA DÜZELECEKTİR

Masumiyet karinesinin ne kadar yanlı kullanıldığını anlatmak için çırpınıyorum. Çünkü bugün aynısı AKP’liler tarafından uygulanıyor. 

Hiçbir desteğe dayanmadığına inandığım İBB Davası’nda insanların yatak odası görüntülerini dahi trol gazeteciler vasıtasıyla gözümüze sokan zihniyet şimdi ülkeyi fondip yapanları açıklamamak adına masumiyet karinesinin arkasına saklanmaya çalışıyor. Kısmen başarılı olsalar da zaman bu isimleri mutlaka ortaya çıkartacak ve saklayanlarla beraber mutlaka yargılanacaklarını düşünüyorum.

NEYİN ÜZERİ ÖRTÜLÜYOR

Asrın soygunu yapıldı ülkemizde. Öyle böyle değil, tahmini kayıp 100 milyar doların üzerinde. BİST 100 endeksi 15 binlerden 11 binlere düştü. Türkçesi fondipçilerden sonra cebimizdeki 100 lira 70 lira oldu. 

Bizzat Adalet Bakanı Akın Gürlek açıkladı, isimleri masumiyet karinesi öne sürülerek açıklanmayan 214 kişilik bir grup 187 milyar lira götürmüş. Hem de sadece TERA, PUSULA ve HEDEF hisseleriyle. PUSULA vasıtasıyla sadece 19 kişi 70 milyar lira yutmuş. Ve bunların hepsi 13-16 Eylül tarihleri arasında paralarını çekenler. 12’sinde, 11’inde, 10’unda vs. çekilenleri de hesaba kattığımızı düşünürsek ki onların daha VİP olduklarını düşünüyor insanlar; soygunun boyutu korkunç rakamlara ulaşıyor.

PAPELCİLER’İ 20’YE KATLADIK

Meşhur bir dizi vardı La Casa de Papel diye, dünyayı salladı hem orijinalliğiyle hem de soygunun büyüklüğüyle. İspanyol Merkez Bankası’nı çok zeki ve becerikli bir ekip inanılmaz incelikli bir planla soyuyor. Cebellezi ettikleri toplam para 930 milyon euro, bizim papeller 20 milyar doları yok ediyorlar, hem de hiç zeka ve beceri istemeyen bir yolla; kilit noktadakiler göz yumsun yeter.

Birkaç rakamla olayın vahametini anlatmaya çalışayım…

Çalınan 20 milyar doları 100 dolarlık banknotlardan oluştursak… 

– 200 milyon adet banknot eder.

– 200 ton çeker.

– 133 orta boy otomobilin ağırlığına eşit.

– 40 en büyük cins filin ağırlığına eşit. 

– Üstüste dizersek 21.84 kilometre eder.

– 2.5 Everest Dağı ediyor. 

– O yükseklikten yolcu uçağı bile uçamıyor.

– Oksijen yok, ısı eksi 70’lerde.

– Yere sersek 290 futbol sahasını kaplar.

– Eve götürmeye çalışsanız 9 adet en büyük boy tıra ihtiyacınız olacaktı. 

– Saymaya kalksan yemeden, içmeden, uyumadan 4 yıl sürüyor.

– Bankaya yatırmak istesen bir nefeste birkaç bin dolar sayabilen makine hiç durmadan 4 ay çalışacaktı. 

HADİ LEN!

Bir de ülkenin kaybettiği 100 milyar doları hesaplamak isterseniz yukarıdaki rakamları 5’le çarpmanız yetecektir. Sonra çok üzgünmüş, çok kızgınmış, sonuna kadar gidilecekmiş; hadi len!

Visited 66 times, 4 visit(s) today