Küfür dilimizin olmazsa olmazıdır ama bazen ettiğin zaman yaptığın benzetmeye kıyamazsın. Ben de bugün hayatın sillesini yemiş o kadınlara kıyamadım.
İt desem itlere kıyamam, eşşolueşşek desem eşeklere kıyamam, hayvan zaten demem, şeytan desem ona bile kıyamam; bunları yolda görse yabasını saklar.
Tabii ki fırsatçı lağım çocuklarından bahsediyorum…
Bazen Atatürk Olimpiyat Stadı’nda ortaya çıkarlar. Yıl 2003, Galatasaray maçlarını orada oynuyor. Şampiyonlar Ligi maçı bitmiş, onbinlerce araba otoparkta sıkışmış, her yer sahra tuvaleti. Ülkece yeni şahlanmaya başlamışız ama koca stadı öylece açıvermişler. Otoparkta ne hela var ne de bir damla su. Maç biteli 2 saat olmuş ama daha kontak çevirmemişiz. Maç öncesinden kalan yarım biraları sigaraya katık yapıyoruz; açız, susamışız ve çişimiz var, sigara da bitmek üzere. Voltalıyoruz, gözümüz de ufukta kıpkırmızı görünen Başakşehir’i TEM’e bağlayan ana yolda. Belli daha uzun süre rehiniz.
Bir de ne görsek İskoç’la, minibüsün biri kaldırmış arka kapısını poğaça satıyor. Hani en dandiği vardır ya maça gidenler bilir; göbeğinde peynir aromasıyla domates kabuğu vardır; peynirli pide diye satarlar. O tarihte henüz paradan 6 sıfır atılmadığı için milyonlarla cebelleşiyoruz. Birkaç sene sonra yine aynı yere geleceğiz ama bugünden zorlamayayım sizi gereksiz sıfırlarla, 5 liralık poğaçayı 50 liraya satıyor albız. Bile bile gelmiş kasa kasa poğaçayla maç sonu karaborsa yapmak için. Biz almadık ama çoluk var çocuk var, sevgilisini maça getirmiş gençler var. Kapış kapış gitti o büzüşük poğaçalar. O günkü kadar intizar ettiğimi hiç hatırlamıyorum.
HER YERDELER!
Bu tip lağım çocukları her yerde ortaya çıkar. Havaalanında bomba patlar, çoluk çocuk can havliyle taksiye atarsın kendini; 500 – 1000 euro avanta ister bilmiş bilmiş cahilce mazeretler üreten şoförümsü.
Pandemi olur, 25 kuruşluk maskeyi 50 liraya satar lağım çocuğu eczacı.
Pandemide sokağa çıkma yasağı ilk ilan edildiğinde biraz da macera olsun diye ekmek almaya gittim. 1 lira 25 kuruştu o zaman ekmek (Ne şahlanmışız ulan 7 senede, bugün 20 lira😡) 10 liraya satıyor kahpe fırıncı, “Beğenmiyorsan alma” falan diyor artist artist. Önünde kuyruk yetiştiremiyor açlıktan öleceğini sanan ahaliye. Ben az ilerideki seyyar kokoreççiden tanesi 2 liraya kaptım 3 tane. “5 lira ver yeter ağabey” dedi utana sıkıla bir de garibim, 20 lira verip teşekkür ettim. Böylesi de var.
KÖKÜNÜZ KURUSUN E Mİ!
Neticede yakaladığını yakaladığı yerde evire çevire beceriyor esnaf. Tabii ki hepsi değil ama illa ki çıkıyor her darda kaldığımızda karşımıza bir lağım çocuğu.
Sorsan yiğit Anadolu çocuğu, Allah’a ve peygamberlerine inanan dini bütün cuma kaçırmaz bir müslüman. Cehennemin bile tükürmesi gerek böylelerini.
Yolda domates kamyonu devrilir, kamyon şoförünü asfalta yatırır birkaç iyi insan teselli ederek ambulansı beklerler. Göbeğinden çükünü göremeyen bir tip iner karşı yolda duran Mercedes’ten. Yavşak yavşak gülerek iki sandık yarısı ezilmiş domatesi koyar bagajına defolur gider arsız bir hırsız olduğunun farkında bile olmadan.
Son lağım çocukları ise teyyareciler. Hangi havayolu bilmiyorum ama sanırım hepsi. Kıbrıs’ta yolcu gemisi battıktan sonra 2-3 bin lira olan Ercan-Çukurova biletlerini 35 bin liraya kadar yükseltmişler.
30 can gitti o cinayet gibi kazada, 2 gün bedava ya da maliyetine taşı lan insanları, batmazsın.
Hep diyorum, paramız pul oldu, kiralar uçtu, maaşlar öldü, adalet bitti, siyaset çürüdü falan diye ama esas ahlak kayıp gidiyor elimizden. Her şeyin telafisi var ama insanlığını kaybetmiş bir topluluğun geri dönüşü yok.
Bu ahlaksızlıkları yapanlar yerine çok utanıyorum.