Nato kafa nato mermer SON

Umarım son olur çünkü kazdıkça ölü sayısının arttığı helikopterin mezarlığa düştüğü fıkradaki gibi; bitmiyor NATO zirvesi tuhaflıkları. 

Önce başlıktaki deyim ne anlama geliyor ona bir bakalım, sonra görgüsüzlüğün resmini çizenleri anlatalım.

– Bu deyimin Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ile hiçbir ilişkisi yoktur. Kökeni Osmanlı döneminde konuşulan Rumcaya dayanır. Yunanca/Rumca “Ná to kefalí, náto mármaro” (İşte kafa, işte mermer) ifadesinin zamanla Türkçeleşerek dilimize yerleştiği kabul edilir. Mermer gibi sert ve şekil almaz bir kafayı sembolize eder.

KANKAYA GEL KANKAYA

Bütün yalama ve yalamaya teşne basın İzlanda Başbakanı Kristrun Frostadottir‘in AK Saray’a hayran kaldığını yazdı çizdi. AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan’ı örnek alacağını söyleyenler oldu. İmam öksürünce kusmaya başlayan trol ahali kadının kapanıp müslüman olacağını bile uydurdu.

Bu kadar ezik, bu kadar kompleksli bir zihniyet düşünemiyorum. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, “Türkiye’yi çok seviyorum, Erdoğan harika bir lider vs.” diyerek Türkiye’nin lehine hiçbir karar almıyor. Parasını ödediğimiz F35’lere kesik attı, yerli ve milli uçağımız Kaan’a takılacak motorları satmıyor. Elinde olsa şalteri indirecek vanayı kapatacak ama sorsan kankamız.

Olmaz olsun böyle kanka olmaz olsun böyle pış pış. 

GELELİM İZLANDA’YA

Türkiye’nin çeyreğinin yarısı kadar (100 bin kilometrekare) yüzölçüme, 250’de birimiz (360 bin) kadar da nüfusa sahip. Yani 2.5 Konya kadar toprağı var Rize kadar da nüfusu. Kilometrekareye en az insan düşen ülkelerden biri. Yani kısır yapıp hava atmaya kalksan yedirecek komşu bulamayacağın kadar az insanın yaşadığı bir coğrafya.

İtibar ölçütleri ise halkın refahı, saray değil. Kız ondan şaşırmıştır, “Ulan benim evim bunun yanında kuş yuvası gibi kalıyor. Kişi başı yıllık gelirimiz 110 bin dolar, Türkler’inki 20 bin dolar bile değilken şu sarayı neleriyle yapmışlar acaba” diye hayrete düşmüştür olsa olsa.

Biz de, “Bizi çok beğendi zahir” diye bir tek istemeye gitmediğimiz kaldı.

SIKINTILI HEDİYE!

Zirve bitti, kimine hava attığımız kimine sonsuz sadakatlerimizi sunduğumuz liderleri uğurladık uğurlamasına ama yolluk olarak tamamına eziyet hediye ettik. 

Mühimmatıyla beraber tabanca vermişiz her bir lidere. Çoğu konsolosluklarına bırakmış, götürenler ateşleme mekanizmasını bozarak almışlar uçaklarına. Belçika Başbakanı Bart De Wever neredeyse tutuklanacaktı. “Lokum mokum vardır içinde” diye açmadan atmışlar bagaja. Ülkeye girişte polis teşhis etmiş tabancayı ve el koymuş. Derdini anlattıktan sonra salmışlar sabiyi.

Bağımsız demokrasi böyle bir şey, kanunların belirlediği çizgiyi geçtiğin an herkes eşit oluyor; başbakan maşbakan tanımıyor sistem. 

Tersi olsaydı da hediye tabancayla sıka sıka girse ülkeye AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan, omuzlara alıp AK Saray’a kadar götürmezsek ne olayım. 

Visited 73 times, 1 visit(s) today