Ayvayı yedik

Önce ne demek ona bakalım.

– Kötü duruma düşmek, başı derde girmek, işleri bozulmak veya çıkmaza girmek anlamlarında kullanılan argo bir ifadedir.

Hikâyesi ise hayli ilginç.

– Bir hırsız gece vakti bir eve girer, fakat ev Yeni Türkiye’nin emeklisininki gibi tamtakırdır. Çalınacak hiçbir şey bulamayan hırsız gözüne takılan ayvayı yer. Tam o sırada çeteler ve tarikatlarla ilişiği olmayan acar polisler evi basar, hırsızı suçüstü kıskıvrak enselerler. Hırsız aşiret reisinin oğludur ve bir şey çalmadığına da emin olduğu için ceza almadan bu işten sıyrılacağını düşünüyordur. Lakin hikâye bu ya, hakim cankurtaranların köpekler tarafından çekildiği, oksijenin henüz AKP tarafından ülkeye getirilmediği yıllardan gelmiştir. Eski Türk Filmleri’nin babacan hakimi Hulusi Kentmen’i andıran İrreis Bey kürsüde bıyıklarını burarak gülümsüyordur. Bir yandan da aşiret reisi babasının gücüne güvenerek yavşak yavşak sırıtan hırsıza ayar oluyordur. Hırsızın avukatı sonsuz güvenle, “Efendim, müvekkilim yanlışlıkla girdiği evden bir şey çalmamıştır, beraatini talep ediyorum” der. Babacan hakim bu kez bıyıklarını sol elinin ayasıyla sıvazlayarak, “Maalesef aynı kanıda değilim, müvekkiliniz girdiği evdeki ayvayı yemeseydi hırsızlığa teşebbüsten küçük bir ihtarla davayı kapatacaktım. Çalmanın büyüğü küçüğü yoktur. Ne yazık ki müvekkiliniz ayvayı yemiş” diyerek eylemin gece vakti de işlendiğini göz önünde bulundurarak suçun tam olarak oluştuğu intibasıyla hapis cezasını yapıştırır. Böylece de muhteşem benzetme 60’lı yıllarda dağarcığımıza girer.

EN UCUZCU MARKETTE!

Aşiret reisinin aç gözlü oğlu bugün bir emeklinin evine girseydi ceza almadan yırtacaktı.

Neden mi?

Çok fesatsınız, ne düşündüğünüzü hemen anladım ama onlardan değil. Hangi emekli iki tanesi 1.5 kilo çeken ayvayı alabilecek kudrete sahip. Allah’ın ayvasının kilosu olmuş 200 lira! Yalnız da değil ha, pink lady elma 170, çavdır portakal 120 lira. Daha bibere falan girersek gözyaşlarımızı tutamayız, 300’leri zorluyor. Lüks manav fiyatı değil haaa bu rakamlar, ucuzluğuyla müsemma bir market zincirininkiler.

Emeklilerin çok büyük bölümü 20 bin lira, çalışanların da çok büyük bir bölümü 28 bin lira maaş alıyorlar.

Eskiden maçlarda sırtta küfeyle satarlardı ayvayı, yarısını yer yarısını da kararlarını beğenmediğimiz hakemin kafasına atardık. Babamızdan aldığımız harçlıkla bile alırken parasını düşünmezdik, koymazdı. Yaklaşık 50 kilo ayva alıyor bir küfe. Emekli 2, asgari ücretli 3 küfe ayvaya bir ay geçinmeye çalışıyor bu ülkede; daha doğrusu hayatta kalmaya çalışıyor.

Sordum yapay zekaya, “Kız bizi kıskanan ülke var mı dünyada?” diye. Bayağı bayağı dalga geçti benle çipine tükürdüğümünün sahte okeyi.

CAN ERİK CAN YAKIYOR

Ülkenin durumu bu şekil arkadaşlar, yanını iyi seçersen, surat derin kösele ayarındaysa 100 dolarlarlık banknotlardan bigudi yapar sınırsız şımarırsın. Sade vatandaşsan da tüyünü sevdiğimin ayvasına ağzının suyu aka aka bakarsın.

Bazı sebze ve meyveler bende başka hisler uyandırır, mesela kavun, mesela roka, mesela turp (Küçüğü makbuldür, büyüğü çiğne çiğne ağzı yorar sadece). Ayva da onlardan biri, oy kaşıkla sık üzerine limonu; bir büyük içirtir vallahi.

Ağız tadıyla içilebilecek 70’lik rakının ortalama fiyatı bin 500 lira. Peyniri, ciğeri, cacığı (Aynı markette hıyar 100 kayme), salatası falan cazip bir çilingir sofrası çeyrek emekli maaşına denk geliyor. 

“Ulan zındık, aklın fikrin rakıda rokada” diyen mutlaka çıkacaktır. Manda yoğurtlu, Medine hurmalı, kestane ballı mütevazı ve helal bir atıştırmalık yap bakalım kaç kere yapabiliyorsun emekli maaşınla.

Ekonomik çöküşün dibinin de dibindeyiz; sabit gelirli, emekli, işçi artık ölmemek için çabalıyor. Ekmek mideye girenin yüzde 80’ini oluşturuyor. Et, süt, tavuk, yumurta ülkenin büyük bölümünün sadece rüyalarında var. Orta gelirlilerin yaşadığı mahallelerdeki semt pazarlarında tezgâhların yarısı yok oldu. Para olmayınca satış da olmuyor, ekonomi duruyor.

Şahlanma, kıskanılma yerini, “Darbeci cehapeye” bıraktı. Seçime doğru, “Teröristlerle halay çeken cehapeye” tekrar dönülürse hiç şaşırmam. Bu sebeple yalama ve yalamaya teşne basın mensuplarına o konulara girerken açılmamalarını, dizkapak adalarında oyalanmalarını salık veririm.

Son olarak…

Sakın unuttum sanmayın BİR BÜYÜK’ün en iyi arkadaşını.

Geçen sene 2 bin 500 lira ile nisan başında sahneye çıkan can erik bu sene taksimetreyi 9 bin liradan açmış lüks manavlarda, cümleten gözümüz aydın.

Visited 57 times, 1 visit(s) today