1988 yılından bu yana spor basınının içindeyim. Yüzlerce yabancı futbolcu, onlarca da yabancı hocayla teşrik-i mesaim oldu.
Yabancıların çoğu Türkiye’de sadece para için vakit geçirirler. Ceplerini ve egolarını şişirip geldikleri yere dönerler. Avrupa’daki ederlerinin kat be kat fazlasına çalışır gibi, koşar gibi, coşar gibi yapıp vergilerini bile kulüplere yığarlar.
Tabii ki istisnalar var, yüzde yüzüyle gelirler Türkiye’ye; Mircea Lucescu da bu isimlerden biriydi.
6 YABANCI DİLLİ ADAM
Sıralı ölümler beni pek sarsmaz ama Luce’nin gidişi içimi burktu. Dimdik ayakta 80 fena bir yaş değil, kontratı olsa derhal imza atarım. Yine de günümüz kriterlerine göre gencecik gitti Luce.
Rumence‘nin yanı sıra 6 yabancı dili; İngilizce, Portekizce, İspanyolca, İtalyanca, Fransızca ve Rusça’yı çatır çatır konuşuyordu.
Ötesinde iyi bir insandı, Galatasaray’dan sonra Beşiktaş’ı çalıştırdı. Siyah Beyazlılar’ın hocası olarak Ali Sami Yen‘e geldiğinde de, “I love you Luce” diyerek bağırlarına bastı Galatasaraylılar Rumen futbol insanını.
Dar bütçeyle; Capone, Radu, Perez, Fleurquin, Victoria, Spehar, Horvath, Mpenza, Batista, Gonzalez, Kingston’lu yabancılardan kurulu kadroyla Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final yaptı. Hepsine verilen para toplansa; Drogba’nın sağ, Sneijder’ın sol ayağına, İcardi’nin kafası ve Osimen’in kırık koluna verilene yetişmez.
Bilmem anlatabildim mi nasıl bir hoca olduğunu, elindeki az malzemeyle ziyafet sofrasına oturttu Galatasaraylılar’ı 2000’li yılların başında.
KÖPEKLER İSTEDİ DİYE ATLAR ÖLMEZ
Tanıştığıma, konuştuğuma, aynı sofraya oturduğuma, itişip kakıştığıma çok memnunum. Adam gibi adamdı, oyunculara pahalı restoranlarda dolaşmaları yerine kitap okumalarını, sinemaya ve tiyatroya gitmelerini söylerdi hep. Eğitimlerine devam etmeleri için teşvik ederdi, yabancı dil bilmeyen futbolcusuna çok kızardı. Bir futbolcunun ayrıca başka bir konuda da fikri olmasını, bir üniversite bitirmiş olmasını isterdi.
Milyon satır yazsam bitmez ama uzun uzun konuşmazdı Luce. Bir konu hakkında en iyi sözün en kısa söz olduğunu savunurdu. Galatasaray’a üçüncü yıldızı armağan ettiği yıl rakiplerden gelen çirkin eleştirilerin tamamına tek bir cümleyle cevap vermişti…
– Köpekler istedi diye atlar ölmez.
Huzur içinde uyu, toprağın bol olsun Luce, Özhan Ağabey’imi de görürsen oralarda selam söyle.