Aslında bugünlerde AKP’nin ve ünlü ekonomistin yanlış ekonomik kararları nedeniyle milletçe yaşadığımız pahalılıktan başka bir şey yazmamak gerek. Maalesef öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki; kafamıza füze düştüğünü de yazmasak yüreğimiz kurur. Çok uzatmazsam yazının son bölümünde ne denli fakirleştiğimizi birkaç cümleyle anlatmaya çalışacağım.
DÖNELİM SAVAŞLARA
Amerika Birleşik Devletleri ve yamağı İsrail; Afganistan, Irak, Ürdün, Libya, Mısır, Suriye, Lübnan ve Tunus’tan sonra İran’a da daldı.
Bir haftadır ekranlarda gökyüzüne yükselen dumanları seyrediyoruz. Başımıza gelse altımıza sıçacağımız felaketi heyecanlı bir dizi film gibi çay-bisküvi eşliğinde izliyoruz.
Saldırının ilk günü de aynı şeyi düşünüyordum şimdi de. Savaşa karışan tüm karakterler birbirlerinden karaktersiz. Tek amaçları var, ülkelerini güçlü kılarak erkek olduklarını ispatlamak, bir de para!
DÖRT YANIMIZ SAVAŞ
Üç yanımız denizlerle dört yanımız savaşlarla çevrili. ABD-İsrail-İran-Suriye güneyden, Pakistan-Afganistan doğudan, Rusya-Ukrayna kuzeyden, tökezleyelim diye aportta bekleyen Yunanistan batıdan hayatımızı kâbusa çevirdi. Yerimizde başka bir ülke olsaydı çoktan boğulup gitmişti emenike!
Düşünün, etrafı savaşlar nedeniyle bok çukuru; oksijen bile kirlenip geliyor rüzgar ne yönden eserse essin. İçerisi ise gerilim filmi gibi; ballı müteahhitler var, rejimi değiştirmeye çalışan siyasetin içine kadar girmiş tarikatlar var, 13-15 yaşında katil çeteleri var, adaletsizlik diz boyu vs.
CİNSİNİ SEVDİĞİM!
Savaşın karaktersiz karakterlerine gelelim.
Trump üşütüğün teki, saati saatine uymuyor. Para nereden gelecekse o tarafa yatıveriyor rüzgar yemiş başak gibi. Amacına ulaştı, Venezuela’nın petrolüne konduğunda varili 60 dolardı, şimdi 85. Günde 800 bin varil üretimi var gençliğimizde sadece güzellik kraliçeleriyle tanıdığımız Venezuela’nın. Yani Trump, İran’a saldırmakla çöktüğü Venezuela petrolünden bugün 800 bin çarpı 25 dolar daha fazla kasaya atıyor her gün.
“Manyak Trump” diye geçilecek bir konu değil ABD saldırganlığı; Afganistan, Irak, Vietnam, Guatemala ve daha onlarca operasyonda Trump kumda oynuyordu.
Cinsini sevdiğim cinsine çeker!
KİNDARLARIN BAŞKANI
Netenyahu ise kin ve intikam yumağı bir manyak. 1976’da Uganda’da yaşanan meşhur Entebbe baskınında ölen ağabeyinin öcünü almak için yaşıyor.
Hikaye kısaca şöyle; İsrail’den Fransa’ya giden bir uçağı Filistinli ve Alman teröristler kaçırır. Önce Libya’ya indirirler yolcu uçağını sonra da Uganda Entebbe Havaalanı’na. İsrail askeri de her ne kadar o zamanlar rakiplerinin kalplerini çiğ çiğ yemesiyle ünlü Uganda Başkanı İdi Amin‘den destek alamasa da operasyonu gerçekleştirerek 106 rehineden 102’sini sağ kurtarırlar. Teröristlerin tamamı, düzinelerce Uganda askerinin yanı sıra İsrail askerlerinden sadece ekibe komuta eden Yonatan Netanyahu ölür. Kardeşi de o günden sonra Filistinliler’i katletmek için yaşar.
Hani kini bir türlü bitmeyen insanlar vardır ya, aradan yıllar geçse de içindeki o hissi zavallılığından, acizliğinden söküp atamaz; Binyamin Netenyahu başkanıdır onların.
EN TEHLİKELİSİ
Putin ise Trump’ın karakterlisi. Trump ne kadar MAGA’cıysa (Make America Great Again) Putin de bir o kadar Rusyacı. Ülkesini eski gücüne, Sovyetler Birliği günlerine yükseltmeye çalışıyor. Önce Kırım’ı Ukrayna’nın elinden aldı, şimdi de ülkenin tamamının peşinde. Yalnız çok kısa sürede amacına ulaşmayı düşünürken batıdan aldığı destek ve yardımla Ukrayna, Putin’in başına düzinelerce çorap ördü. Aslında en çok endişe edilmesi gereken isim Putin; geri vitesi yok ve ajan (KGB) geçmişiyle dünyada korktuğu hiçbir şey yok.
Elinde müthiş bir nükleer güç olduğu için de göründüğünden çok daha tehlikeli.
İKİNCİ KURŞUNU ATAMAZSINIZ
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in şu aşamada sesi pek çıkmasa da işlerinin ehli ekonomistler ABD operasyonlarının gerçek hedefinin Çin olduğunu düşünüyorlar. Çin kullandığı petrolün yüzde 85’ini dışarıdan alıyor. Bunun da neredeyse tamamını Venezuela ve İran’dan ithal ediyor. Bugün itibarıyla tek bir varilin bile Çin’e sevki imkansız.
ABD’nin son birkaç ayda yaptığı askeri operasyonlardan sanırım en çok etkilenen ülke Çin. Canına tak ettiği an bir çılgınlık yapacak kadar da gözü kara bir lider, halkının da gözü liderlerinkinden daha açık renk değil. Cinping ve Çin de elindeki nükleer güçle büyük bir tehlike. Geçtiğimiz günlerde dünyaya verdiği mesaj ise kan donduran cinsten, “Çin, ilk kurşunu atmayacaktır ama sizin ikinci kurşunu atmanıza da asla izin vermeyecektir.”
SÜTTEN ÇİKMİŞ AK KAŞIK DEĞİL
İran yeni bir lider seçti, Ayetullah Arafi. Kaç saat daha havaya uçurulmadan o koltukta oturabilir şüpheli, yapabilecekleri ise çok kısıtlı. İran’ın tek stratejisi Körfez ülkelerini bombalayıp bölgeyi kargaşaya sürüklemek.
Her koyun kendi ayağından asılır diye güzel bir atasözümüz var. İran zaten yeterince yalnızken, belki de dünyada arkasında duracak tek ülke olan Türkiye’ye de füze göndermesiyle yapayalnız kaldı.
Mağduriyeti aşikar ama İran da sütten çıkmış ak kaşık değil. Daha birkaç hafta önce rejime karşı gösteri yapan binlerce vatandaşını kurşunlayarak öldürdü. Kimine göre 7, kimine göre 30 bin vatandaşını katleden zihniyet bir ülkeyi yönetmemeli.
Bununla beraber mollaların yönettiği İran’da bir tek orta hâlli molla yok, otoparkları bile mollalar işletiyor. Hayatlarının öbür dünyaya yolculuk olduğunun her fırsatta şovunu yapanların harcayamayacağı kadar dünyalığı olması mide bulandırıcı. Yani siyasal islamın ana kuralı mollalar için de aynı, sat dini doldur kasanı!
SARIMSAK 400 LİRA
Ne yazık ki iyi bir şey yok, hatta en iyi günlerimizi yaşadığımızı söyleyebiliriz. Dünya bir çılgınlığın rüzgarına kapılmış sağa sola savrulurken iç dünyamız ise maalesef dışarıdakinden beter.
Siyaset hiç bu kadar kirli olmamıştı bizim topraklarımızda. Rakip gördüğünü hapse at taktiğini çok kısa bir süre önce yaşadık, sanırım kimseye faydası olmadı. Kandırılarak Kozmik Oda sırlarını teröristlerin emrine verdik, karşılığı kuru bir özür olmamalıydı.
Yazının başında bahsettiğim pahalılık ise dayanılır gibi değil. Sarımsağın kilosu 400 lira, sarımsak ulan bu, sadece sarımsak. Mevsiminde pırasa, ıspanak, karnabahar 110 lira. Dün et suyuna çorba yaptım, iki küçük kuzu gerdanla tencere 950 liraya kaynadı. Kıymalı makarna yapsan 500 lira. Ramazan ya, bir paket güllaç 450 lira; sütü, cevizi, narıyla; sen hesapla!
Aile ve sosyal hizmetler bakanlığı matah bir şeymiş gibi açıklama yapmış; 2021 yılından bu yana 26 milyon kişi yardım için başvurmuş, aile fertlerini de say ülke nüfusunun yüzde 70’ine tekabül ediyor. Şimdi daha iyi anlayabiliyor muyuz anketlerdeki o yüzde 30’u!
Daha beter iki şey kaldı gerçekleşmemiş; dev bir meteorun Dünya’ya çarpması ve uzaylı istilası.
Unutmadan, bu günlerde haftada bir ya da iki; birini gülerken görüyorsanız bilin ki Galatasaraylıdır.
Umarım hem dünyanın hem de ülkemizin görecek güzel günleri pek yakındadır.