AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan’ın görüştüğü liderlere, “Kardeşim falan filanla ölümüne kankayız” dediğine defaatle tanık olduk.
Bir aralar “Kardeşim Esat” olan Suriye eski devlet başkanı Beşşar Esad kısa bir süre sonra “Esed” olmuştu. Aynı şekilde “Kardeşim Kaddafi”, “Kardeşim Maduro”, “Kardeşim Mursi” benzetmelerini de sıklıkla duyduk. Ne yazık ki bu kardeşlerin sonları hiçbir zaman iyi olmadı. Ya öldürüldü ya linç edildi ya sürgüne ya da hapse gönderildiler.
DOST VE KARDEŞ İSPANYA
Şimdi bambaşka bir kardeşi var Türkiye’nin. Bu kez AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan değil, bir gecede lider olan Özgür Özel diyor yabancı bir lidere, “Kardeşim” diye; İspanya Başbakanı, İspanyol Sosyalist İşçi Partisi genel sekreteri, 2022’den bu yana Sosyalist Enternasyonal dokuzuncu başkanı Pedro Sanchez‘e.
Adam bir çıkışıyla Türkiye ile İspanya’yı kardeş ülke yaptı. Psikolojik hastalığı olduğu aşikar Donald Trump’a’ın ağzının payını verivermesi Türkiye’de dünyadan çok farklı destek gördü. Bizimki dahil tüm dünya liderleri İran’a yapılan alçak saldırıyı ıslık çalarak izlerken Sanchez’in, İspanya’ya dil uzatan, psikolojik hastalığı olduğu aşikar Donald Trump’ın suratına, “İspanya’nın pozisyonu açıktır. Ukrayna ve Gazze’dekiyle aynıdır. Uluslararası hukukun ihlaline hayır. Dünyadaki sorunlar sadece bomba atarak çözülemez. Geçmişteki hatalar tekrarlanmamalı. Bizim pozisyonumuzun özeti, savaşa hayır” şamarını patlatması ülkemizde İspanyol siyasetçiyi başka bir boyuta taşıdı.
DİNİ YOK AMA…
Sanchez 55 yaşında, eski basketbolcu alışılmışın dışında bir siyasetçi. Saraylarda değil, karısı ve 2 çocuğuyla mütevazı evinde oturmaya devam ediyor. Kiliseye 300 araçlık konvoyla gitmiyor, hatta kiliseye hiç gitmiyor; çünkü ateist. Ateist ama Müslüman İran’a saldıran Amerika Birleşik Devletleri ve Katil İsrail’e en sert tepki ondan geldi. Müslüman aleminin liderleri neredeyse psikolojik hastalığı olduğu aşikar Donald Trump’ı omuzlara alıp Basra Körfezi kıyılarında tur attıracaklar.
Demek ki merhamet, cesaret ve devlet adamlığı dinle alakalı bir şey değilmiş. Adamın dini yok ama diğer her şeyi tam olması gerektiği gibi.
İşte bu sebeple son birkaç gündür sosyal medya hesaplarınızda İspanyollar’ın mesajlarını görmeye başladınız. Ne paella-kebap birlikteliği kaldı sofrada ne Deportivo la Coruna’nın “El Turco” lakabını benimseyerek stadını Türk Bayrakları’yla donatması. Anında ölümüne kanka olduk İspanyollar’la.
Gazze’ye, İran’a saldırılara en çok biz Türkler kıl olduk, tepki gösterdik; bir de İspanyollar. İspanya hükümeti de halkın tepkisine kayıtsız kalmayarak anında Katil İsrail’le olan tüm ticari faaliyetlerini askıya aldı. Biz ne yaptık, katlayarak artırdık ticaretimizi Katil İsrail’le.
GEL ERKEN SEÇİM GEL
Halkın sesine kulak veriyor İspanya’yı yönetenler. Türkiye’yi yönetenlerin kulakları ise halk hariç her frekansa açık. Hadi içeride alıştık çeyrek asırdır koçan kemirmeye ama dış politikada da arada sırada gurur duymak istiyoruz.
Psikolojik hastalığı olduğu aşikar Donald Trump’ın çılgınlıklarını dudak büzerek izleyen, suya sabuna dokunmayan lider değil “Kardeşim Pedro” gibi cesur lider istiyoruz. Son gelişmeler açık açık gösteriyor bize bu gerçeği.
Arkamızda, hatta tüm haksızlıkların karşısında durduğunu hissettiğimiz bir liderin yönettiği ülkede salatalık 150 lira değil de 250 lira olsa bile gıkımız çıkmaz.
Bu sebeple…
Erken seçim artık kaçınılmaz olmuştur, ülkenin etrafımızdaki ateş çemberinde boşa geçirecek bir günü bile kalmamıştır.
KADINLAR GÜNÜ
Bugün kadınların gününü kutlayacak olan ne kadar iktidar partili karakter varsa tekmiline, “2026’nın ilk 65 gününde yakınları tarafından öldürülen ve ölümlerinde şüphe olan 60 kadına anlat derdini hacım” demezseniz bozuşuruz!
Bu ülkeye dayanan tüm kadınlar başımızın tacıdır.