Basın özgürlüğü mü!!!

Bundan tam 117 yıl önce İstanbul’da çıkan gazeteler, Osmanlı Devleti’nde II. Meşrutiyet’in ilan edildiği 24 Temmuz 1908 günü sansür memurlarını içeri sokmama ve gazetelerini sansüre yollamadan basma kararı vermişti. Bu olayın yıldönümü, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin 1948 yılında aldığı kararla Basın Bayramı olarak ilan etmişti. 1971’de “Bayram” olmaktan çıkmış ve adı, “Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü” olarak değişmişti.

Yani bugün özellikle esir alınmış gazeteciler için çok önemli bir gün.

Aynı fikirde olmadıklarına Osmanlı tarihinin en başarısız ve bencil padişahı İstibdatçı Abdülhamit’ten (En fazla toprak kaybeden ama kişisel olarak en fazla malı olan padişah!) bile zalim davranmaktan çekinmeyen AKP yönetimi ülkeyi dünyanın basın özgürlüğü liginden düşürmüştür.

ALTAYLI’NIN HİÇBİR SUÇU YOK

Aynı okullarda (Galatasaray Lisesi ve İletişim Fakültesi) okumuş olsak da Fatih Altaylı’yla yıldızım hiç barışmadı. Karşılıklı birbirimizi sevmeyiz, mecbur da değiliz. Kendi adıma son zamanlardaki değişiminden memnunum. Teke Tek Bilim en değer verdiğim programlardan biri. Yaptığı bazı işleri beğenir saygı duyarım ama liseden ağabeyim de olsa aram yok işte!

Fakat bu demek değildir ki içeride olmasından memnunum, aksine son derece üzgün ve çok kızgınım. 

Hiçbir suçu yokken; şakşakçıların, trollerin, yalama ve yalamaya teşne basının fişteklemesiyle hatta AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan’ın oluruyla bir aydan fazla süredir suçsuz yere özgürlüğünden yoksun. Evinden, kızından, anasından, eşinden, arkadaşlarından uzak, çok kötü bir ortamda olmasına rağmen kuyruğu dik tutmasına, Silivri mektuplarına, hapishane gazeteciliğine ise hastayım.

Zalimler ancak böyle morartılır.

Tarih kitaplarında okuduğum, neredeyse 50 yıldır aklı baliğ olarak gözlemlediğim kadarıyla Türkiye Cumhuriyeti; adalette, iç ve dış politikada, ekonomide, insan haklarında, adaletsiz para dağılımında, nepotizmde, yalakalıkta, yıvışıklıkta, yüzsüzsüzllükte, görgüsüzsüzlükte en zirve noktasını yaşıyor. 

KORKUDAN GADDARLAŞTILAR!

Devirleri bitince çok ağır şekilde (Bugün yargıladıklarından ağır değil, hukuk kuralları içinde) yargılanacaklarını bildikleri için gitmemek için her numarayı yapıyorlar. Onlar adına düşünüyorum; ne yazık ki o gün bir gün gelecek. Ben onların yerinde olsam o güne kadar suç ve günah defterime yazılmışları temizlemeye, yeni cepheler açmamaya çalışırdım.

Mesela bugün Basın Bayramı diye Fatih Altaylı ve sayıları yüzü geçen gazeteci meslektaşımı “Tayyip affı” diyerek serbest bıraksalar ne güzel bir başlangıç olur. Eğer affın parlatmasını da akıllıca yaparlarsa yemin ediyorum anketlerde 2-3 puan yukarı fırlarlar.

Bir başka vesileyle esir aldıkları CHP’lileri de özgürlüklerine kavuştururlarsa biraz daha puan toplarlar. Belli ki istibdat sonuç vermedi, hatadan geri döndükleri taktirde sürelerini uzatamasalar bile belki günün sonunla alacakları cezaların süresini kısaltabilirler.

Visited 47 times, 1 visit(s) today