Bazı şeyler çok acıdır unutulmaz, özellikle yaşayanlar için. Sanırım hepiniz en az bir kez bir belgeselde ya da dizide görmüşsünüzdür; yıllarca Nazi toplama kampında kalan bir deri bir kemik kalmış mahkum kurtarıldığı anda gülümser. O gülümseme mutluluktan değil, bir daha çektiğim eziyetleri çekmeyeceğim gülümsemesiymiş. Ben değil, kafayı Nazi zulmü ve Adolf Hitler’in manyaklıklarına takmış belgesel kanalı Viasat History’ye çıkıp konuşan bilim adamları söylüyor.
Yani uzun süre suçsuz yere zulüm gören bir mahkum kurtarılınca özgür kalacağı için değil daha da işkence görmeyeceği için seviniyormuş.
Bu kısa bilgiden sonra konumuza dönelim…
KAYBEDECEĞİNE YÜZDE YÜZ EMİN
İstanbul Belediye Başkanı ve bir sonraki Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu tam 2 ay 4 gündür mahpus. Henüz insanları tatmin edecek bir suçlama yapılamadı. Yalama basın kıçını yırtsa da halkı inandıramıyor.
İlk gözaltına alındığında nüfusun yüzde 70’i İstanbul Belediye Başkanı ve bir sonraki Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu’nun masum olduğunu düşünüyordu, bugün davanın savcısı dahil suçlu olduğuna inanan yok, çünkü tek bir delil bulamadılar.
Karşısında kaybedeceğine emin tek bir adamın korkusu nedeniyle siyasi işkence altında İstanbul Belediye Başkanı ve bir sonraki Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu.
ZAMAN MAKİNALI ŞAHİT
Gizli tanık diye çıkarttıkları hayal kahramanlarının ifadelerinde bile net bir suçlama yok. Ya “Öyle sanıyorlar” ya “Öyle düşünüyorlar” ya da “Şoförler konuşurken duyuyorlar.”
Etkin pişmanlık kisvesi altında itirafçılığa zorlanan tipler bile maddi bir suçlamada bulunamıyor. Liyakatsızlık bu hikayede bile diz boyu. İstanbul Belediye Başkanı ve bir sonraki Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu’nun sözde rezilliklerini anlatmaya soyunan biçare bir yıl sonra piyasaya çıkacak olan telefonları gördüğünü, onların da CHP’li delegelere dağıtılan rüşvetten arda kalanlar olduğunu düşünüyor.
İstanbul Belediyesi hakkında fütursuzca suçlamalar yapılırken bazı aşırı liyakatsızlar 2019 (İstanbul Belediyesi AKP yönetiminde) öncesine ait yolsuzlukları ortaya çıkarınca soruşturmayı yapanlar 2019 öncesini tarihten silmeyi denediler.
Aynı zihniyet bildiğin ağır FETÖ’cüleri de kafasına göre belirlediği bir milatla FETÖ’cülükten ayıklamıştı.
HAKSIZLIK, HUKUKSUZLUK
Kısaca…
– Evinde kalpli çakmak bulduk, demek ki metresi var!
– Telefonu Çin malıymış, demek ki Çin casus çetesinin lideri.
– Aramada miskete rastlandı, demek ki zamanında Reis’i el getirip ütmüş.
– Eski telefonunu atmamış, demek ki bir yezidlik peşinde.
– Otele gitmiş hain, balık yemiş casus, kayak yapmış rüşvetçi vs.
Bunlarla olmuyor ağalar, birini suçlayacaksanız önce suç unsurlarını bulur sonra suçlarsınız. Siz önce adamı içeri atıp sonra suç bulmaya hatta yaratmaya çalışıyorsunuz.
Yaptığınız net haksızlık; başka türlü ifade etmek gerekirse hukuksuzluk, maneviyatla düşünürsek en büyük günah kul hakkı yemek.
Neticede tarihte hiçbir siyasetçi rakibinden bu kadar korkmadı, hem de olabilecek tüm güçler kendi elindeyken!