Kocaeli!

Bir dünya cenneti, tabii ki coğrafi olarak. Körfeziyle, Karadeniz kıyılarıyla, ikisi arasındaki yemyeşil tepeleri, ormanlarıyla cennetten düşen bir damladır Kocaeli. Sulak ovalarıyla, adım başı usul usul akan dereleriyle adeta bereket fışkırtır üzerinde yaşayanlara.

İşte tam da problemin başladığı nokta; üzerinde yaşayanlar! 

Hayatımın hiçbir döneminde güçlüden yana olmadım, kovboy filmlerinde hep kızılderililerin kazanmasını isterdim. Mahallede kafama tavuk tüyü takar kovboy olan akranlarıma karşı kızılderili olurdum. Şiarımı Tom Miks vermişti, “Ne bütün beyazlar iyi ne de bütün kızılderililer kötüdür” diyerek.

Mississippi’de geçen filmlerde siyahilere yapılan haksızlıklara kıl olurdum. Kökler dizisini seyrederken Kunta Kinte‘yle kendimi özleştirip her tüydüğünde neşe dolardım, tekrar yakalandığında hicran. Köle İsaura‘ya binbir çeşit entrikalarla eziyet eden Leoncio’dan nefret ederdim.

Falkland Savaşı’nda Arjantinli, Brezilya – İngiltere maçında sambacıydım.

HAYAL ALEMİ GİBİYDİ

Sonra büyüdüm ve foto muhabiri olarak basın hayatıma atıldım. İlk deplasman maçım için uçağa bindiğimde o güne kadar hayal kahramanı gibi gördüğüm Berlin Panteri Turgay Şeren ve Hocaların Hocası Coşkun Özarı‘nın, “Evlat üç bira al da boğazımızın pasını silelim” demesi adeta bir rüyaydı. Hangi şehre gitsek iki efsaneyi oturtacak taht bulamıyordu ahali. Samsun’da, Bolu’da, Bursa’da, Ankara’da, Konya’da, İzmir’de ve daha birçok şehirde şöhretlerinin meyvesini çok yedim yancı olarak.

Hiçbir ilde, “Vay efendim hep Galatasaray lehine yazıyorsunuz” diyen bir kişi bile olmadı, biri hariç; Kocaeli!

SAKSI FIRLATAN TEYZELER

Hiç unutmuyorum, 1992-93 sezonuydu. Kocaelispor lige yeni çıkmış, efsane başkan Sefa Sirmen’le uçuyordu. Nitekim o sezon ligi dördüncü bitirdiler. Ama benim aklımda tribündeki beton zemini tekmeleye tekmeleye kırıp Galatasaraylı futbolculara fırlatanların analarının, ninelerinin Turgay ve Coşkun ağabeylerin kafasına pencerelerden saksı fırlatmaları kaldı.

Yeni çıktıkları ligi dördüncü bitiren takımın, hocanın, başkanın başarısını hatırlayacağıma havada uçan, efsanelere nişanlanmış saksıları ve pencerelerden ağıza alınmayacak küfürler eden teyzeler kalmış aklımda.

GELELİM GÜNÜMÜZE

Belli ki şehrin havası başkanını da yönetimini de hocasını da ele geçirmiş. Ligin ilk devresinde kendilerine göre dünya devi olan Galatasaray‘ı mağlup etmenin sarhoşluğuyla başkanı da hocası da çiğ ifadelerle maksadını oldukça aşan sözler söylemişlerdi. Maçtan önce ne başkan ne de yönetim Galatasaray kafilesini karşılama nezaketini göstermediği gibi sonrasında da dakikalarca stat hoparlörlerinden ağıza alınmayacak küfürler ettirilmişti Galatasaray’a.

Yarın bu maçın rövanşı var, daha doğrusu ilk devre Kocaeli’de oynanan maç için ikinci yarının İstanbul saati geldi çattı. 

GERİ VİTES

İlk maçtan sonra coşan başkan ve hoca ikinci maç öncesi tam manasıyla geri vites yaptılar. Yok efendim stat hoparlörlerinden haberleri yokmuş, karşılamak için gelmişler ama karşılanacaklar saklanmış, şehrin onuru, kimse bizi küçük görmesin vs. diye söylemlerle ortamı yumuşatmaya çalışıyorlar. Mağduru oynayıp hem atar gider hem de demagoji yapıyorlar.

Ammmaaaa…

Duyduklarıma göre hem taraftar hem takım ekstra motive yarınki maça.

Umarım taraftarın hazırladığı sürpriz bana yanlış aksettirilmiştir. Yapılacak her şiddet eylemi geri teper, 6’ncı yıldız yolculuğu başlangıcına zarar verir.

Yarın Kocaeli’de yapılan çirkinliklerin tek cevabı farklı bir galibiyetten başka bir şey olmamalı.

Kocaeli yönetimi de futbolcuları da çiçeklerle karşılanmalı, küfürsüz yolcu edilmeli kafile ki…

Galatasaray’ın neden çok büyük bir kulüp olduğunu görsün koca bir şehir.

Bir de utanıp sonraki misafirlerine misafir gibi davranmayı öğrenirler belki.

Visited 55 times, 1 visit(s) today