Aslında bir hakaret kelimesi değildir köylü, hazım işini halledememişler için hakarettir.
İltifattır yeri geldiğinde; temizliği, saflığı çağrıştırır.
Bir köyümün olmamasına hep öykünmüşümdür. İşlerin ters gittiği anlarda, “Her şeyi bırakıp köyüme dönüyorum anasını satayım, diker biçer karnımı doyururum itin köpeğin ağız kokusunu çekeceğime” deme lüksüm yok, çünkü köyüm yok benim. Bir köyüm varsa da Kırım’da haberim yok; önce Ruslar çökmüş sonra Almanlar sonra tekrar Ruslar, SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) dağılınca Ukrayna, Putin dellenince yine Ruslar. Şansızlığım anam da babam da Kırım Türk’ü. Köyleri varsa da aynı savaş yüzünden aynı anda kaybetmişler, üç nesil önce terk etmişler vatanlarını vs…
ÇALIŞAN O, ÇALIŞAN!
Yüz yıl sonra olacakları yüz yıl önce söyleyebilen yüce önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, “Köylü milletin efendisidir” dememiş, “Çalışan köylü milletin efendisidir” demiş. İkisi arasındaki farkın büyüklüğü inanılmaz. Kurnaz politikacılar lafı eğip büküp oya çevirmenin yolunu bulmuşlar köylüye yaltaklanarak. Çünkü sindirememiş köylünün kıçı sıkıya gelmez, sevmez çalışmayı; karısını, anasını, kızını çalıştırır kendi mabadını büyütür köy kahvesinde.
“Nereden çıktı bu köy, köylü muhabbeti” diye merak ediyorsunuzdur, anlatayım…
NEOM PROJESİ NEDİR?
2023’te kurulan Suudi Arabistan kulübü NEOM aslında bir proje, hatta Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’ın çılgın projesi! Çölü ikiye ayıracak 170 kilometre uzunluğunda çizgi şeklinde bir şehir inşaa edecek. Daha çivisi vurulmadı ama tanıtımı başladı. Arap ligindeki El-Şükür takımının adı NEOM olarak değiştirilerek bu fütüristik şehrin ilk vitrini olarak piyasaya sürüldü.
NEO, Yunanca yeni demek, M de Arapça’daki müstakbelinin M’si. Gelecek ve yeniliğe gücü ekleyerek çölün ortasına NEOM’u kuracak prens. Yeni takımını da dünyanın en güçlü futbolcularıyla doldurmak istiyor.
Yapar mı yapar, değnek soksan çöle petrol fışkırıyor. İnşaatta trilyon dolarlık petrol bulmazlarsa ne olayım!
BARIŞ’A CAN SİMİDİ!
NEOM’un istediği Galatasaray oyuncusu Barış Alper Yılmaz, bir haftadır 75 milyon euroluk Osimhen’den çok konuşuldu.
Oyuncuya yıllık 10, Galatasaray’a da; kimine göre 35 kimine göre 50 milyon euro bonservis bedeli ödemeye hazır prens. Bence hem Barış hem de Galatasaray için büyük piyango.
Fakat Barış ile menajeri bu süreci tam köylü gibi yönettiler, hani şu sindirememiş olan köylü gibi. Önce sebepsiz antrenmana çıkmadı, “Takımı üç senedir Barış şampiyon yapıyor” dediler, takım arkadaşlarının aldıkları paraya göz diktiler, “Barış’tan önce Galatasaray mı vardı” dediler de dediler!
Kulüp de arkasından dolap çevirenlere burasının Galatasaray olduğunu hatırlatır açıklamalar yaptı. Hatta yönetim ve teknik direktör Okan Buruk, Kayserispor maçı sonrası açıklamalarıyla can simidi bile attılar Barış’a.
ÜLKENİN HAMURUNDA VAR
Bundan sonra süreç nasıl gelişir?
1) Barış başta takım arkadaşları ve taraftar olmak üzere herkesten özür diler, hocasının elini öpüp kaldığı yerden devam eder.
2) Kulüpler aralarında anlaşır Barış da henüz 25 yaşındayken zengin bir futbolcu olarak Arap Yarımadası’na ayak basar.
3) İş bozulur Araplar vazgeçer, Barış da menajerine uyup köylülüğe devam ederse futbolun dev çarkları içinde yok olur gider.
Yine de bu kurnazlık peşindeki gence çok kızmamak lazım; bu ülkenin hamuru bu. Cumhurbaşkanı tüm eleştirilere rağmen hâlâ namaza 300 araçlık konvoyla gidiyor, bin 500 odalı sarayda oturup hiçbir bilimsel faaliyet yapılmayan yere külliye diyor.
Dünyanın en fakirleri arasında olmamıza rağmen en fazla makam aracı olan ülkesiyiz.
İtibarı sarayla, makam aracıyla, tahtla falan sandığımız sürece bu zihniyetten kurtulabilme ihtimalimiz yok.