Rakı ve lezbiyen

Bir emekli maaşıyla AKP’den önce bilmem kaç çeyrek altın alınıyordu, emekli ikramiyesiyle bir ev bir araba alınıyordu, asgari ücretli karı koca gül gibi geçinebiliyordu; bu lafları çok duydunuz.

Hiç dillendirilmeyen ya da üstü kapalı bahsedilen bir noktaya parmak basmak istiyorum. Neticeyi baştan söyleyeyim de, beğenmezseniz düşüncelerimi, sonuna kadar okumazsınız yazıyı.

AKP eğitimi, ekonomiyi, yargıyı, bağımsız medyayı ve daha birçok şeyi bitirdi. Fakat hiçbiri insanların birbirine olan saygısını yok ettiği kadar zarar vermedi ve veremeyecek bu ülkeye.

Zengin-fakir, patron-işçi, usta-çırak, öğretmen-öğrenci hatta müşteri-tezgâhtar ilişkileri hiç bu kadar rahatsızlık verici olmamıştı. Ömrümün son 40 yılını reşit, Galatasaray Lisesi mezunu ve gazeteci olarak son derece farkında geçirdim.

GÖSTERİŞTEN UZAK

Eski Türkiye’de iddia edilenin aksine hava, su, ateş ve tahta olduğu gibi insanların birbirine saygısı da vardı. Zengin zenginliğini gizlemeye çalışırdı ancak çaktırmadan fakire de yardım etmek için kafa yorardı. Zengin derken, evinde gönlünce yemek pişirebilenden bahsediyorum. Komşusu makarna yerken köfteler boğazından geçmez, “Kokmuştur komşu” diye birkaç tane de olsa veriverirdi alt kattakine. Tabağı da “Ay tabak lazım, aktarıver sizinkilere” diye hemen geri alırdı ki maddi talihsizlik yaşayan komşusu o tabağı ertesi gün dolu iade etmek zorunda kalmasın.

LANET OLASI FALCONETTİ

Uzay Yolu, Dallas, Çarli’nin Melekleri, Zengin ve Yoksul, Vicky, Heidi kadar sislerin ardında hayal meyal hatırlıyoruz değil mi o günleri!

Milletçe Tom’u (Nick Nolte) kalleşçe öldüren Falconetti’den (William Smith) nefret ettik. Ceyar (Larry Hagman) çıkana kadar kötü olduğunu düşündüklerimize, “Gel lan buraya Falconetti kılıklı” diye seslendik.

Bobby’ydik (Patrick Duffy), Bosley’dik (David Fitzgerald Doyle), Kaptan Kirk’tük (William Shatner), Clara’ya üzülür Heidi ve Peter’ın yüce gönlüyle huzurla uykuya dalardık. Vicky keskin zekasıyla her seferinde koca Viking kabilesini kurtardığında kendi kabilemiz kurtulmuşçasına sevinirdik.

BAĞNAZ YAYGARACILAR

Şimdi ne oluyor, sırf kendisi gibi düşünmediği için önüne kim gelirse linç etmeye çalışanlar türedi. Ülkeyi yönetenler tarafından kollandıkları ve hiçbir ceza almadıkları için de pervasızca saldırıyorlar. 

İki sene önce milli voleybolcu Ebrar Karakurt vardı hedeflerinde. Metrobüslerde falan kendilerini paralıyorlardı sabitler, “Lezbiyen olmak istemiyoruuuum” diye. O kadar cahil ya da bağnaz ki, lezbiyenliğin kendisine televizyonda voleybol maçı seyrederken bulaşabileceğine inanıyor ya da yaygarasını yapıyor. Bence ikinci şıklar daha olası.

Ayrıca aldığı sayılara bak, sana ne kızın cinsel tercihinden.

MUHTEŞEM OFF DAY

Şimdi de NBA’ydeki medar-ı iftiharımız Alperen Şengün’e takıldı bu kötücül zevat. On milyonunun toplanıp beceremeyeceği kadar muhteşem bir tanıtımı tek başına yapmış Alperen. Şahane de anlatmış “Off day” ismini verdiği kısa videosunda İstanbul’u. Türk mutfağını, şehrin kedilerini, Boğaz’ı, simidi, çayı, sucuklu yumurtayı, kestane kebabı, alışveriş zenginliğini, Türk kahvesini, lokumunu on milyon baloncuk kıvamında aktarmış takipçilerine.

Yanı sıra, Süleymaniye’den Ayasofya’ya, Galata Kulesi’nden Topkapı Sarayı’na; İstanbul’un ne kadar tarihi ve kültürel eseri varsa sıkıştırmış kısacık filme. En aşağı on meşhur cami var görüntülerde. 

Bir yerinde de, “Biz Türkler uzun süre görüşmediğimiz arkadaşlarla buluşup rakı içeriz. Rakı Türkler’in milli içeceğidir” diyor.

Kraldan çok kralcıların krala yaranmak için hedef seçtikleri son isim Alperen.

Belli ki videoyu çok profesyonel bir kadro hazırlamış.

Senin kadar zeki birinin bu art niyetli kişilere takılmayacağını çok iyi bilmenin rahatlığındayım, aynı Ebrar’a yapılan saldırıların Ebrar’ın umurunda olmadığını bildiğim gibi.

Umarım bir gün aynı masada rakı içerek muhabbet ederiz güzel kardeşim.

Visited 119 times, 1 visit(s) today