Seç, beğen, tiksin!

AKP ülkeyi öyle bir hâle getirdi ki artık ne olursa şaşıramıyoruz. Son 3 günde olanları bırak Norveçli, 18 adadan oluşan Yeşil Burun Adaları vatandaşı biri yaşasa başkent Praia’daki ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde soluğu alırdı.

Yaşadıklarımıza, yetki versen 70 IQ’nün altındakiler bile sebep olamaz; beni en çok Ayasofya’ya yapılan hainlik dumura uğrattı.

Uzmanı değilim ama yukarıdaki fotoğraftaki vinçli kamyon su içinde 30 ton vardır. Hangi zeka bu ağırlıktaki araçların bin 500 yıllık binaya girmesine izin verir anlayabilmek mümkün değil. Ayrıca fotoğrafa dikkatli bakarsanız iki kamyonun aynı anda dünyanın en eski yapılarından birinin içinde tur attıklalarını görebilirsiniz. Bakanından sorumlusuna herkes bir açıklama yaptı ama dünyadaki eşdeğerlerinin içinde flaşla fotoğraf çekilmesine bile izin verilmezken Ayasofya’da kamyon dolaştırmayı benim aklım almıyor. “Döşeme yaptık, keçe, kum serdik” deseler de ben bile biliyorum tabanın altının dehlizlerle, havalandırma tünelleriyle dolu olduğunu. Cup diye çökse taban, tavan mı kalır. Sonra herkes kendini temize çıkarmak için Ronaldinho’yu kıskandıracak ayak oyunlarına baş vuracak. Nijayette ise, “Yıkılacağı varmış” raporuyla herkes ak ve pak!

Hadi kapısını yiyenler cahil ahaliydi de kamyonu sokan ne iş yapar çok merak ediyorum.

ACAR POLİS İŞ BAŞINDA!

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında İstanbul’da düzenlenmek istenen yürüyüş öncesi polis kadınlara şiddet uygulayarak günün anlam ve önemine doyumsuz bir ironi kattı. 8 isyancı kadını da ibretialem için kahramanca gözaltına almış! Bu emri veren ve uygulayan yiğitler ne kadar övünüp kasılsalar az!

Kadınların Taksim’de gösteri yapmasına izin verilmemesinin nedeni sanılanın aksine korku değil, düpedüz nefret. Çünkü ülkeyi yönetenler kendileri gibi düşünmeyen, yaşamayan, davranmayan herkesten nefret ediyorlar.

Çoğu tarikat mensubu ya da yetiştirmesi. Kadının bırak gece eyleme gitmesi, gündüz bile sokağa tek başına çıkmasına fantazi gözüyle bakıyorlar. 

Bunlar değil miydi kardeşim başa gelirken, “Kimsenin yaşam tarzına karışmayacağız” diyenler.

Ne anladık, bir siyasal islamcıya asla güvenmeyeceksin.

SELFİ YUSUF YUSUFU

Açılım açılım diye neredeyse bir yıldır en aşağı 40 bin kişinin katili Abdullah Öcalan’a itibar kazandırmaya çalışıyor iktidar. 

Son numara her sorumluluğu başkalarının ülküsü için kendi ülküsünden vazgeçen Devlet Bahçeli’ye kitleyip AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan’ı olayın dışında tutma. Daha 2 sene önce, “CEHAPE kazanırsa teröristbaşını serbest bırakacak” diye oy peşinde koşanların bugün düştüğü durum çok manidar. Ne yani en aşağı 40 bin kişinin katili Abdullah Öcalan 2 yılda mı günahlarından arındı?

Yoooo, olan biten tamamen oy kaygısı. Diğer parti ise arada ne koparırsam kârdır diye ortalarda zılgıt çekiyor. Oy ortaklığı bozulursa umarım sonuç ilk açılım sürecindeki gibi olmaz. 

Bu hikayenin dumura uğrama bölümü ise İmralı’ya giden heyetten DEM’li milletvekilinin en aşağı 40 bin kişinin katili Abdullah Öcalan’la hep beraber selfi çekilme teklifine diğer partilerin milletvekillerinin şiddetle karşı çıkması.

Nereye çekersen çek, zorla mı gönderildiler, paçaları mı sıkmıyor, “Yarın beni kanırtırlar” mı yoksa, “İş sarpa sararsa ihale bana kalır” mı diye düşünüyorlar, bilemem.

Bildiğim tek şey bu açılım sürecinde bir tuhaflık var, yaşayıp midemiz bulana bulana göreceğiz.

ÇETREFİLSİZ GİZLİ OLMAZ

Bir sonraki cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu’nun iddianamesi İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Hakkında 828 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

Halkın yüzde 72’si bu davanın siyasi ve sanığın masum olduğuna inanıyor. 

İddialarında çok iddialı olanlar ise davanın naklen yayınlanmasını istemiyorlar. Çocukluktan beri değişmez, eğer bir iş herkesten gizli yapılıyorsa mutlaka bir falsosu vardır, ayıptır, günahtır. 

HİTLER’İN İZİNDE!

Böcek ailesini midye dolmacının, kumpircinin, kokoreççinin değil oteli ilaçlayan şirketin öldürdüğü ortaya çıktı. Hitler’in toplama kamplarında toplu katliamlar için kullandığı ilacın aynısını otel odalarına sıkan ilaçlamacılar tutuklanmış.

Bu trajediden ne anladık?

Böyle vakalara ne savcılar ne polis ne basın, kimse hazır değil. Hani kokoreççi sabıkalıydı hani midye dolmacı kolpacıydı hani kumpirci çek senet mafyasıydı; binbir suç isnat ettiler Ortaköy esnafına.

Bir kişi düşünemedi mi, “Kardeşim günde on binlerce kişi karnını doyuruyor oralarda, yemekten olsa binlerce kişi hayatını kaybederdi” diye.

İlk gün ben biliyordum suçlunun oteli ilaçlayanlar olduğunu. Sağlaması bile vardı yukarıdaki tezin; aynı otel ve civarında başka zehirlenme vakaları da görülmüş. 

Kokoreççinin yerinde olsam dava açmadık merci bırakmazdım.

KATİL UÇAK 68 DOĞUMLU

Askeri uçağımız düştü ve 20 pırıl pırıl subayımız, astsubayımız, uzman çavuşumuz şehit oldu ve olduklarıyla kaldılar. Sanırım, “Uçakların düşmeleri fıtratlarında var” mantığından yürüdü yetkililer ki bir sorumlu çıkmadı henüz ortaya.

Tuvalete bile 300 araçla giden büyüklerimiz araç sayısını yarıya indirseler orduya yepyeni uçaklar alınabileceğini biliyor muydunuz. 20 askerimizin katili teyyare 1968 doğumlu ve Suudi Arabistan ordusu 2012 yılında hizmet dışına çıkarmış. Biz de Suudiler’in hurdaya çıkardığı 6  adet C130’a 100 milyon dolar vererek sahip olmuşuz.

Bu hikayede o kadar çok husus var ki; ancak ben seçemedim. Siz dilediğinizi seçip tiksinebilirsiniz.

ÜLKE SUÇ AŞURESİ OLDU

İzmir, Kemal Paşa’nın Sütçüler Köyü’nde ülkemizin ruh hâlini gösteren bir olay yaşandı. Çiftçi sabah bahçesine gittiğinde 15 ceviz ağacının kesildiğini görmüş. Jandarma suçluları arıyormuş.

Millet çıldırdı, suç aşuresi yaptı ülkeyi! Ne ararsan var.

Hatta bir suç örgütü lideri bile ülkedeki suçlardan, özellikle çocuklara işletilen suçlardan şikayet ediyorsa yaşadığımız her güne çok ağır şükretmemiz gerek.

Visited 101 times, 1 visit(s) today