Kendi işlerime daldım ve bir haftadır burayı ihmal ettim. Kendi işlerim derken Atam’ı ziyaret ettim, nursuzları bir bir şikayet ettim, damarlarımdaki asil kandan şüphe etmemesini falan fısıldadım kulağına.
Anıtkabir’deki askerlerin hâlâ onun askerleri olduğunu gördüm. Dünyanın dört bir yanından gelen insanların Atam’a en az bizim kadar saygı duyduklarını gördüm.
MANEVİ HUZURDA NOKTAYIM
Sandığımdan çok daha fazla sevdiğimi anladım Atam’ı o büyülü mabette, manevi huzurunda nokta kadar kaldığımı hissederek.
Koşar adım bir saat sürdü yaptığı devrimlerin, yeniliklerin, özgürlüklerin sergilendiği bölümleri geçmek.
Kısacık hayatına nasıl sığdırdın be Atam bunca şeyi, vallahi çektiğin zorlukları okurken benim içim daraldı.
Aslında hepsi ezbere bildiğimiz şeyler ama tekmili birden bünyeye ağır tahribat veriyor. İki günde zor geldim kendime.
ATAM SEN MERAK ETME
– Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kuvvetleri zapt edilmiş, bütün tersaneler özelleştirilmiş, bütün ordular dağıtılmış, memleketin her makamı bilfiil işgal edilmiş…
– Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahimi dediğin gibi memleketi yönetenler gaflet ve dalalette olsalar da…
– Hatta yine 100 yıl önce öngördüğün gibi bu iktidar sahipleri millet fakruzaruret içinde sürünürken sarayda oturmanın, manda yoğurduna Medine hurması banmanın, camiye 300 araçlık konvoyla gitmenin, uçak koleksiyonu yapmanın itibar olduğunu sansalar bile…
Bu ahval ve şerait içinde dahi vazifemizin, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmak olduğunu unutmadık. Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.
Rahat uyu.