Barrrraaam

Amerika Birleşik Devletleri’nin Ankara Büyükelçisi, katıksız deli ve aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack hafta sonu Antalya’daki Diplomasi Forumu’nda bir kez daha sınırsızca saçmaladı. 

Artık bizden biri gibi takılan cankuş Barrrraaam sırıta sırıta, “Orta Doğu’da işe yarayan tek şey, güçlü liderlik rejimleri oldu: Ya merhametli monarşiler ya da meşruti monarşi türü yapılar. Demokrasi pelerini giyen ve insan hakları adına üzerine gidilen ülkeler ise başarısız oldu” dedi.

Monarşi hastası anlayacağınız; imparator, diktatör, kral, padişah, han, hakan, derebeyi olmadı düz bir bey yönetsin istiyor bölgemizdeki ülkeleri.

Sebebi çok açık; halk yerine halkı tebaası gören bir lideri ikna etmek, kandırmak hatta korkutmak çok daha kolay da ondan.

Gönül o forumda birinin çıkıp da şu hadsize, “Eyyy Barrrraaam, van minüt” falan gibi bir çift laf etmesini çok isterdi.

SİNİR UÇLARIMIZ AĞLIYOR

Başkalarının ülküsü için kendi ülküsünden vazgeçen Devlet Bahçeli’nin başlattığı açılım var ya, meyvelerini vermeye başladı!!! 

2023 seçimlerinde öcü, bugün başka bir cankuş ilan edilen DEM Parti Meclis Başkanvekili Pervin Buldan, T24’ten Cansu Çamlıbel’e röportaj vermiş.

Meclis’te PKK’lılar için hazırlanan yasa hakkında da şunları demiş…

“Yasa taslağının Öcalan ile görüşülmeden genel kurula getirilmesi sıkıntı olur. Öcalan kendi örgütüyle istişare etmeden karar vermez. Kendi örgütüyle yasa taslağını görüşmesinin önü açılmalı.”

Kısaca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çıkaracağı bir yasanın önce en aşağı 40 bin kişinin katili Abdullah Öcalan tarafından incelenmesini istiyor. “Yarın ne isteyecek” sorusuna varın siz cevap bulun!

Birkaç gün daha koltukta oturmak için sinir uçlarımızla bu kadar oynamaya değer mi! 

BİRAZ DA BİLİM

Bir metin okuduğumda ya da yazdığımda büyüklük, muktedirlik, erklik, kadir falan gibi kelimeler belirir bazen zihnimde. Kadir aynı zamanda gök bilimde bir yıldızın parlaklık bakımından bulunduğu basamağa da denir.

Güneş mesela çok parlak ve büyüktür, o kadar büyüktür ki bir kumbara olsa tam 1 milyon 300 bin tane Dünya ile dolardı.

Dünya küçük mü; 8.5 milyar insana ve trilyonlarca hayvana ev sahipliği yapıyor, milyonlarca kilometrekarelik 7 kıtaya, 2 dev okyanusa, binlerce denize, irili ufaklı yüzbinlerce adaya da.

Bir yol olsa Dünya’nın etrafında ve gece gündüz hiç durmadan yürümeye başlasak, tam 8 bin gün sürer başladığımız noktaya ulaşmamız. Hiç kafanızı yormayın ben hesapladım, 22 yıl ediyor.

İnsanoğlunun Güneş’in müthiş çekim gücünü de kullanarak ulaşmayı hedeflediği en yüksek hız saatte 700 bin kilometre. Şöyle açayım zihninizi; saatte 700 bin kilometre yapan bir araçla İstanbul’dan Ankara‘ya gitmek sadece 2 saniye sürerdi. Işınlanmak gibi bir şey değil mi. O gemide olsak ve Güneş’e doğru yola çıksak 9 günde anca ulaşırdık.

Anlayacağımız mesafeler, büyüklükler kafamızın alacağının çok ötesinde.

Şimdi sıkı durun, 20 bin ışık yılı uzaklıktaki Stephenson 2-18 adlı yıldızdan bahsedeceğim size. Güneş’e 9 günde ulaştığımız o müthiş hızlı aracın içinde olsak Stephenson 2-18’e ulaşmamız 31 milyon yıl sürüyor, pek bi uzakmış değil mi!

Bir de büyüklük mevzuu var ki evlere şenlik.

Hani Güneş kumbara olsa 1 milyon 300 bin Dünya’yla doluyordu ya, Stephenson 2-18 kumbara olsa tam 10 milyar Güneş’le doluyor. 

Sonra, “Ben olmasam Dünya dönmez!”

Visited 67 times, 1 visit(s) today