Kendin ol yeter!

Kendi adıma en çok kendisi olamayanlardan hoşlanmam. Hayatın her noktasında  görürüz bu tipleri; en önemli koltuklarda da olabilirler, kahvehanenin oksijensiz bir köşesinde de.

En meşhuru başkalarının ülküsü için kendi ülküsünden vazgeçen Devlet Bahçeli. Sonra evlat olsa sevilmez Kemal Kılıçdaroğlu geliyor. Bu ikili asla kendileri olamadılar. Uzun uzun anlatmaya gerek yok, anladınız kime kulluk ettiklerini bir saat daha o parıltılı koltuklarda oturabilmek için.

Değer mi be, yazık. Eşin, dostun, çoluk çocuğun yüzüne bakamaz insan. Bir de sabah traş olurken aynada gözlerinin içine.

“Ne alaka şimdi Galatasaray sevincinin altına neler yazıyorsun” diyorsunuzdur ama bu dünyada her şey birbirine görünmez halatlarla bağlı.

İsterseniz biraz o dar sokaklarda dolanalım.

SKORDAN ÖNEMLİSİ

Galatasaray yine büyüklüğünü gösterdi ve milyar euroluk Liverpool’u aynı sezonda ikinci kez mağlup etmeyi başardı. Garip bir maç oldu ama hiçbir zaman futbolun kendisini konuşmak benim için cazip olmadı.

Galatasaray Türk olmayan bir takımı yendi mi; oh ne âlâ, benden mutlusu yok. Hele hele bir dünya deviyse rakıya atılan buz gibi keyfimden çıtırdarım.

Maç öncesi statta iki muhteşem taraftar grubu vardı. Koreografi ustası Galatasaray taraftarı yine döktürmüş, çekemeyenlerin bile kıskanacağı bir tablo. Kendisine yapılan çalışma karşısında gözyaşlarına boğulan Osimhen‘i görüp de iki damla gözyaşı dökmeyen literatürümde iyi bir Galatasaraylı değildir. 3 yaşında annesini kaybeden, dehşet bir fakirlik içinde büyüyen çocuğun müthiş hikayesini bir karede anlatabilmiş Galatasaray taraftarı. Benim için skordan bile güzel.

YURTTA SULH CİHANDA SULH

Bir müthiş hikaye daha var maç önü; Liverpool taraftarı dev bir pankart açtı. Üzerinde ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünün İngilizcesi yazıyor.

Neredeyse 100 yıl önce söylemiş, al bugün kimin suratına yapıştırırsan yapıştır. Liverpool’lu liman işçileri bu kez asrın şeytanı Donald Trump, yamağı Binyamin Netenyahu ve İngiltere’yi yönetenlerin kafasına çakmışlar Atam’ın sözünü. Her ne kadar bu insafsız savaşta İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in yanında olsa da İngiliz halkı onlarla aynı kanıda değil. 

Al sana maç önü iki ayrı romanlık hikâye.

Bir de rezalet var romanlık, başrolde TRT! Ulan o lafı bebek katili söylememiş, ülkenin kurucusu söylemiş. Neden ekrana getirmiyorsun adam gibi. Bu kadar mı korkuyorsunuz iplerinizi elinde tutanlardan! Ya da bu kadar mı korkuyorlar iplerinizi elinde tutanlar Atam’dan! 

Aczin itirafıdır son hikâye.

KÜFÜRBAZA YÖNETİCİ AVUKAT!

Bir başka hikaye daha var ama bu gerçek bir utanç kahramanları için.

Galatasaray, Beşiktaş’ı yeniyor; kendini bilmez bir Beşiktaş taraftarı maç sonunda Galatasaray’a, camiasına, başkanına, hocasına ağzına geleni söylüyor. İvedilikle gözaltına falan alınıyor. Buraya kadar çok bir şey yok, “Hastanın biri ağzına geleni söylemiş” deyip geçiştirilecek bir konu. Ne yazık ki Beşiktaş Yönetimi, taraftarı adına Galatasaray Camiası’ndan özür dileyeceğine, yöneticisi İbrahim Şafak Sağlam küfürbaz taraftarın avukatlığını üstleniyor. Apar topar da serbest kalmasını sağlıyor.

Bitmiyor, Beşiktaşlı Hukukçular Derneği de yaptığı açıklamayla gözaltının hızlı olmasını eleştiriyor. 

Yaptıklarının ne kadar nahoş bir şey olduğunun bile farkında değiller, hatta kendilerinde değiller, hatta ve hatta kendileri bile değiller; içlerindeki kötülük, haset ve ağır kıskançlık beyinlerini ele geçirmiş. 

BARİ GALATASARAY GİBİ YAP

Neticede Galatasaray rövanş için çok avantajlı bir skor elde edemese de büyük bir umudu İngiltere’ye taşıdı. Gününde bir Galatasaray’ın Liverpool’u eleyebileceğini Liverpool’lular da düşünüyor. Hatta Galatasaray’ın farklı mağlup olmasını dileyen ezeli rakiplerin fanatik taraftarları da düşünüyor.

Bu fanatikler de kendileri olamıyorlar ne yazık ki. Her seferinde Galatasaray’ın rakiplerini destekleyerek mağlubiyet sayılarını artırıyorlar. Kendilerine üzülecekleri yeni cepheler açıyorlar.

Halbuki kendileri olabilseler, kendi takımlarındaki eksiklikleri görebilseler, kendi kulüplerine daha iyi yöneticiler seçebilseler ziyadesiyle mutlu olacaklarından en ufak bir şüphem yok.

Örnek ortada, Galatasaray 3 gün arayla hem Beşiktaş’ı hem de Liverpool’u yeniyor. Hocasından golcüsüne en ağır şekilde eleştiriliyor.

Sakın başarının sırrı olmasın bu tavır. 

Kendin olamıyorsan Galatasaray gibi olmaya gayret et, belki tutar.

Visited 258 times, 2 visit(s) today