NOT: Bu yazı teknik bir sorun nedeniyle 24 saat gecikmeli size ulaşmıştır.
Öncelikle Türkiye Kupası’nı kazanan Galatasaray’ı ve bize çok iyi bir final maçı izleten Trabzonspor’u kutlarım.
Sakatlanan rakibi alkışlarla soyunma odasına uğurlayan Galatasaray taraftarını ve maç sonu hiçbir mazeretin arkasına sığınmayan Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke’yi de ayrıca kutluyorum. Kupa sayıları bir gün istatistik olur ama iki önemli camianın dostane tavırları asla unutulmaz. Diğer camiaların da bu durumdan ders çıkarmaları bence şart, iyiliğin olmadığı yere başarı uğramaz.
Kuşkusuz son yılların en fiyakalı futbol takımı Galatasaray. Bu başarının da nasıl geldiğini dün maçtan sonra gözlerimizle gördük. Takım, takım olmuş, sanırsın tüm futbolcular çocukluk arkadaşı; ilkokul birden bu yana aynı sınıfta okumuşlar.
Kewell gidiyor, Drogba gidiyor, Sneijder gidiyor, Melo gidiyor, Podolski gidiyor, İcardi sakatlanıyor yükünü Osimhen devralıyor. Gidenlerin ortak özellikleri, futbol hayatları bitse de Galatasaray bu dünya yıldızları için asla bitmiyor. Bugünkülerin de Galatasaray’dan kopabileceğini sanmıyorum.
Kimse dillendirmiyor ama Osimhen’in sezon başı birçok Avrupa devini reddedip Galatasaray’a gelmesinde Drogba’nın payı çok büyük, “Git asla pişman olmazsın” demiş.
İYİLİK FLORYA’NIN SUYUNDA VAR
Bakıyorsun sahaya; takım içinde kompleks yok, riya yok, çekişme yok, kıskançlık yok, dip oyma yok. Saf bir arkadaşlık var o kadar. Herkes başkasının öne çıkması için çaba sarfediyor, “Ben yok biz” var. Başkan kaptana, “Ver şu kupanın ucuna bir dokunayım” diyor kupa töreninde. Doktor Galatasaray Lisesi’nin 6’ncı sınıfında karşımızda Hoçiç’i gördüğümüz gündeki gibi heyecanla hoplaya zıplaya seviniyor kazanılan Kupa’ya. Yeryüzündeki tüm büyük kulüplerin talip olduğu Osimhen Galatasaray’da nasıl kalırımın peşinde. İcardi sezon başı Araplar’ın verdiği 30’u, 50’yi elinin tersiyle itip Galatasaray’ın 6 milyon euro’suna razı oldu. Unutuldu belki ama tüm Avrupa’nın arızası, otoriteyle ciddi problemleri olan Zaniolo, Galatasaray’da rehabilite olup tekrar Avrupa büyüklerinin vizörüne girdi.
Örnekleri sabaha kadar sayabiliriz ama uzatmadan, Galatasaray’ın başarısının sırrı tek yumruk olmakta; bu kadar net görünüyor.
Yazının sonundaki linke tıklayıp Osimhen’in kupa finalindeki gol sevinçlerini ve arkadaşlarının ona bakışlarını izlerseniz, ne demek istediğimi daha net anlayacaksınız.
GELELİM TÜRKİYE’YE
Ülke çeyrek yüzyıllık AKP yönetiminde karpuz gibi ortadan ikiye bölündü. Başını örtenden mini etekli hazzetmiyor, içki içene camiye giden kıl vs.
İşine geliyor iktidarın bu ayrışma, kafasına göre olanı kollayıp karşı tarafı öcü ilan edince daha kolay boş vaatle kandırabiliyor kitlesini.
Artık bu güzelim ülkeyi herkesi kucaklayacak bir ismin yönetme vakti geldi. Ne yazık ki AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan bu işi başaramadı. Cumhurbaşkanlığı yerine AKP Genel Başkanlığı yaptı, ondan yana olmayanı, ona oy vermeyeni çürük ilan etti, terörist ilan etti. Hep yandaşlarına karşı tarafı hedef gösterdi, hepimize yazık etti.
Kendi de farkında yaptıklarının ama bir türlü birleştiriciliğe dönemiyor; o kadar hasar verdi ki ülkenin mozaiğine artık ne yaparsa yapsın yüzde 25 çıbanının kılı olmaya razı. Geri kalan da gidişinin yolunu dört gözle bekliyor.
Ülke biran önce Galatasaray’ınki gibi bir beraberlik ruhunu bulmalı, ondan sonrası kolay; faiz de enflasyon da düşer, eğitim de layık olduğu seviyeye çıkar, çevremizde dolanan çakallar sürüsü de baba aslanın kükremesini duyunca altlarına doldururlar.
NE ADALETİ!
Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın avukatı Enes Ermaner bir televizyon kanalına konuşmuş. Özetle, “Biz mahkemede ifademizi verirken Anadolu Ajansı’ndan müvekkilimin tutuklandığına dair haberi cep telefonumdan okudum” diyor. Aynı gün içinde 13:00’te verilen kararı saat 11:00’de ajans nasıl haber yapabiliyor!
İki şık var…
1) Ulu Önder Atatürk’ün kurduğu Anadolu Ajansı zaman makinesini icat etti, bizden saklıyorlar.
2) Ya da kararları hakimler değil siyaset belirliyor.
Ne yazık ki ilk şıkkın sadece şık olsun diye yazıldığının hepimiz farkındayız.
Bu hikayede beni rahatsız eden çok şey var ama bir insan olarak en çok o kararı verdiğini sanan mahkeme başkanına üzüldüm. Düşünsenize, mesaisi bitip eve gidecek; anasının babasının, varsa eşinin çocuklarının suratına bakacak.
https://x.com/GalatasaraySK/status/1923079742158193096?t=_HZLleFpdvuZ4zaGVgaD3A&s=08