AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan’ın zaman zaman, “AKP’den önce şu bu yoktu” sözünü liderlerine yaranmak adına birçok AKP figürü komediye varacak derecede çiğleştirdiler.
Hatta bizzat liderleri büyük bir ciddiyetle AKP’den önce ambulans olmadığını söyledi. Tabii ki imam aksırırsa cemaat sıtma olurmuş benzetmesi bu kez de şaşmadı. Mesela Meclis’teki bir kadın milletvekili AKP’den önce kadın haklarının olmadığını utanmadan söyledi. “Ellerini kaldır” dendiğinde ellerini kaldırarak İstanbul Sözleşmesi’ni iptal edenlerin önünde söyledi bu lafı. Hem de kadına seçme seçilme hakkını dünyada neredeyse ilk veren Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısı altında çapariye atlayan kıraça ciddiyeti bir surat ifadesiyle kaşlarını kaldıra kaldıra söyledi.
TÜM OKULLARIMA…
Tarikatçılara aşık eğitim bakanı Yusuf Tekin, AKP’den önce okullarda tuvalet olmadığını söyledi sıkılmadan. 1975 yılında ilkokula başladım, 96 yılına kadar da çeşitli okullarda okudum. Okuduğum her okulun içindeki tuvaletlere çatır çatır hacetimi giderdim. Yüzde yüz eminim tarikatçılara aşık eğitim bakanı Yusuf Tekin de her okuduğu okulun içindeki tuvaleti kullanmıştır.
Ancak siyasal İslam işte tam da böyle bir şeydir, doğru olmayan bir hikâyeyi yüzü kızarmadan doğruymuş gibi anlatmaktır.
AKP’li figürler de utanmadan, sıkılmadan, “AKP’den önce şu bu yoktu” diye sınırsızca sıkıyorlar.
ACI GERÇEK ÇOK FARKLI
Evet, küçücük bir zihin taramasıyla AKP’den önce olmayan şeyleri aktarayım size.
Mesela askıda ekmek yoktu AKP’den önce, çıkma meyve, çıkma sebze yoktu, boş baklava yoktu. Sokağa çıktığınızda bir simit bir çay alırken düşünmek yoktu.
Bebeklerin açlıktan, vatani görevlerini yapan askerlerin susuzluktan ölmeleri yoktu.
Emekli öğretmenlerin hava karardıktan sonra pazar çöplerinden çürükleri toplamaları yoktu.
Asgari ücretin açlık sınırının altına düşmesi yoktu.
Askere, savcıya, hakime güvenmemek yoktu.
Geçmediğimiz köprüye-otoyola, uçmadığımız havaalanına para ödemek yoktu.
Ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk dahil hiçbir cumhurbaşkanının düzinelerce uçağı, sarayı yoktu. Yüzlerce araçlık konvoyu yoktu.
Hediye çikolata gondolunun içinden yüzbinlerce dolar çıkması gibi bir düşünce bile yoktu.
Bakan oğullarının evlerinde para sayma makineleri yoktu.
PARSEL PARSEL…
Bir de olanlar vardı AKP’nin yok ettiği. Yüzlerce fabrikamız vardı, satıldı.
Limanlarımız vardı, satıldı.
Zamanında satılsa neredeyse Türkiye’nin tüm dış borçlarını ödeyebilecek kapasitede dev şirketlerimiz vardı, bir kasa boş gazoz şişesi fiyatına satıldı.
Sümerbank’ı vardı satıldı.
Ziraat Bankası vardı, satılmadı ama çiftçi yerine yandaş işadamına basındaki son kaleyi ele geçirmesi için kredi sağlamakla görevlendirildi.
Halk Bankası vardı, satılmadı ama Reza Zarrab davasında ülkemizin utanç kaynağı oldu.
Kısacık düşünmeyle akla gelenler bunlar. Ne yazık ki ülkede çok büyük bir kandırmaca var; tuhaf şeyler gündem oluyor ve sürü gibi peşinden koşturuyoruz.
Dünyanın sayılı ekonomilerinden biri olan ülkemizde bu derece bir sefalet varsa, belli bir kesim dışında Ramazan pidesi alamayan, torununa harçlık veremeyen, etin kokusuna hasret kalanlar varsa; ciddi ciddi ülkenin iyi yönetilmediğini konuşmaktan başka hiçbir şey konuşmamamız en mantıklısı olacaktır.
Geçmiş bayramınız kutlu, şeker ikram
edenleriniz çok olsun.